KİMSESİZLER COĞRAFYASI
Zekeriya ÇETİN
𝘝𝘦 𝘩𝘦𝘳 𝘺𝘦𝘳𝘥𝘦 𝘢𝘺𝘯ı𝘺𝘥ı ç𝘢𝘳𝘦𝘴𝘪𝘻𝘭𝘪𝘬. İ𝘯𝘴𝘢𝘯, 𝘣𝘪𝘳 𝘢𝘤ı𝘺ı ç𝘦𝘬𝘮𝘦𝘺𝘦 𝘮𝘢𝘩𝘬𝘶𝘮 𝘦𝘥𝘪𝘭𝘮𝘪ş𝘴𝘦 𝘬𝘢ç𝘢𝘮ı𝘺𝘰𝘳𝘥𝘶 𝘬𝘢𝘥𝘦𝘳𝘪𝘯𝘥𝘦𝘯. 𝘈𝘥ı𝘮𝘭𝘢𝘳ı 𝘣𝘪𝘳𝘣𝘪𝘳𝘪𝘯𝘦 𝘥𝘰𝘭𝘢𝘯ı𝘺𝘰𝘳, 𝘬𝘰ş𝘢𝘮ı𝘺𝘰𝘳𝘥𝘶. Ö𝘺𝘭𝘦𝘤𝘦 𝘦𝘭𝘪 𝘬𝘰𝘭𝘶 𝘣𝘢ğ𝘭ı 𝘷𝘢𝘻𝘪𝘺𝘦𝘵𝘵𝘦, 𝘮𝘢𝘩𝘬𝘶𝘮 𝘦𝘥𝘪𝘭𝘥𝘪ğ𝘪 ş𝘦𝘺𝘪 𝘺𝘢şı𝘺𝘰𝘳𝘥𝘶.
6 Şubat 2023 yılında herkesin uykuda olduğu ve geniş bir coğrafyanın acı sonuçlarla etkilendiği Asrın Felaketi’ni bilmeyenimiz olamaz. Enkazdan çıkan her bir can ile sevinirken, kayıplarımız için yas tuttuk. Kimimiz yakınlarımızı kaybettik kimimiz evsiz barksız kaldık, kimimizde duyduğumuz her bir hikâyeyle elimiz yüreğimizde gözümüzden yaşları sessizce akıttık. Bazılarımız için asla unutulmayacak zamanlar olarak hafızalarda yerini aldı ama asıl o anı yaşayanlar için silinmeyecek izler bıraktı büyük deprem. Yazarımız Zekeriya Bey’de o acı günlere dair öyle etkileyici bir hikâye kaleme almış ki her ne kadar kitabımızın başlangıcında kurgusal olduğu yazılmış olsa da öyle gerçek ki hikâyemiz, gözyaşlarımı tutamadan okudum her bir satırı. Keşke o günler yaşanmasaydı ve böyle bir hikâye çıkmasaydı ortaya dedim ama insanlığın başlangıcından bu zamana yaşamın bir gerçeği değil mi sonuçları acı olan felaketler?
Deprem haberi ile İskenderun’da yaşayan kuzeni Ferit’e sağ ulaşabilmek; teyze ve eniştesine güzel bir haber verebilmek için yola çıkıyor anlatıcımız. Ferit’in evinin olduğu binanın önüne geldiğindeyse içinde küçükte olsa bir ümit ile beklemeye başlıyor çünkü gördükleri yıkım karşısında yapabileceği tek şey diğer herkes gibi beklemek. Bir adam görüyor anlatıcımız, tüm acısı yüzüne sinmiş bedeni ise çökmüş bir adam. Kızı ve eşinin binanın yıkıntıları altında olduğunu bilen, kendisi sağ ve dışarıda nefes aldığı için perişan olan bir adam. Aslen Iraklı, adının da Ali olduğunu öğrendiği o adamın hikâyesini dinliyor anlatıcımız. Ali geçmişini anlatıyor…
O anlatıyor biz dinliyoruz ama öyle acılarla yoğrulmuş bir hayat ki; tam tamamlandım, kızım ve eşimle sonunda mutluluğu buldum dediği anda depremi yaşıyor Ali. Eşi Nahrin, kızı Sara sağ çıkmazsa enkazdan, hayatına son vermeyi düşündüğü için, hiç olmazsa biri bilsin diye anlatıyor. Daha ufacık bir çocukken her şeyini kendisinden söküp alan Irak-İran Savaşı ile başlıyor Ali’nin hikâyesi…
O an ise eşi ve kızı da kendisinde alınacak mı diye bekliyor Ali, hem de nasıl zor bir bekleyiş…
Kuzeni Ferit’i alarak geri dönmek için deprem bölgesine giden anlatıcımızın zihninde asla unutamayacağı görüntüler, kuzeninin kaybı ve Ali’nin hikâyesiyle biz okurlara anlatacakları var.. Gelin hep birlikte dinleyelim hikayemizi ve biraz da olsa azalsın diye acıları paylaşalım.
Kesinlikle TAVSİYEMdir.
Syf: 147 Zekeriya ÇetinKimsesizler Coğrafyası