·280 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Nisan 2026 01:17 Mickey'nin kendince haklı sebepleri vardı, Niflheim misyonunda "Harcanabilir" pozisyonuna başvurup ölümsüzlük anlaşmasını gönüllü imzalarken, en tehlikeli görevlerin sırtına yükleneceğinin, defalarca ölmesi gerekeceğinin farkındaydı. Ancak iş ölmeye gelince, ölümsüz olduğunu bilmek bir şey değiştirmiyor. Ölümsüz de olsa bu gerçekten ölmeyeceği, ölmekten korkmadığı anlamına gelmiyor.
Her bir yaşamı da ölümü de kendisine ait ama her yeniden üretimi bir önceki klonunun hafızasını taşıyan farklı bir birey olacak. Bu farkı kavraması zordu çünkü bir önceki zaten hep ölmüştü. Mickey'nin, klonuyla aynı olmadığını anlaması için 6 kere ölmesi ve 8 kere yeniden üretilmesi gerekti. Yoksa sevgilisini klonundan kıskanmaz, klonunun ölmesini dilemezdi. Mickey7 uyumlu ve çekimserken, Mickey8'in kaygısızlığı ve cüretkarlığından rahatsızlık duymazdı.
Bu hikaye, insanlığın kolonileştirmeye çalıştığı buz gezegeni Niflheim’a dek uzanan zincirleme hataları ve keşifleri arka planında, bireyin temel yapı taşının deneyim mi hafıza mı olduğuna Mickey’nin 7. ve 8. klonu eşliğinde yanıt arıyor.
Kitabın ilham verdiği Mickey17 filmini izlerken oldukça eğlenmiş ve ölüm, kimlik ve bilinç gibi ağır meseleleri ele alış şekline hayran kalmıştım. Kitap da filmi gibi, bu çok dramatik meseleleri, sorunun ciddiyetine zıt bir hafiflikle alaycı bir üslupla ele alarak gündelikleştiriyor, okuru metnin içine çekerken, etik gerilimi bilinçli olarak yumuşatıyor.
Mickey7, beynin durgun sularına bırakılan bir efervesan tablet gibi, zihni neşeli köpüklerle doldururken aynı anda da besleyen, düşünsel olarak provoke edici bir kitap. Felsefi soruları olan bilimkurgu komedileri sizi gıdıklıyorsa, bu kitapla çok güleceksiniz.