Uzun zamandır böylesi bir kitap okumuyordum. Normal akıcı bir roman okuyacağım zannediyorken ben alıp başka diyarlara götüren tam manası ile bir şaheser.
Öncelikle yazarımız ile başlayalım. Benim okuduğum ilk kitabıydı ve inşallah son olmayacak. Üslubunda ki o hafif alaycı tavrı,yer yer araya girip sizle muhatap olması, cümlelerinin akıp gitmesi yani beni benden aldı. Ve en çok beğendiğim şey ise eski kelimelerin tam yanına parantez içinde bugünü manalarını yazması ümit ediyorum ki bu inceliği diğer kitaplarında da yapmıştır. İlk yüz elli sayfa bu hareketinin etkisinden çıkamadım durup durup ya ne güzel ne mantıklı iş diyorum. Velhasıl yazara bayıldım diğer kitaplarını da okuyacağım inşallah.
Kitabımıza veyahut Ahmet Hamdi Tanpınar'a gelirsek bu kitap öncesinde eserleri ile çok tanışma çabasına girdim ama hiçbirinde bitirmek hususunda muvaffak olamadım. Ve bu durumun üzüntüsü içerisindeydim lakin bu kitap ile üzüntüm yok oldu aksine beni Tanpınar hevesi, tutkusu sardı desem abartmış olmam. Yazar kitabın esas konusuna gelmeden önce (neredeyse ilk bölümün hepsinde) bize Tanpınarı tanıtıyor. Eserlerinden, bazı derslerinden alıntılar yapıyor iyi ki yapmış şayet yapmasaydı kitap kesinlikle eksik kalırdı. Biz ilk bölümde Tanpınar tanımaya başlarken kitap yavaşça size hissetirmeden tüm heyecanıyla ilerliyor. Pürüzsüz bir akışta kitap kendini okutuyor.
Eserimizde pek çok paranormal olay var ruh çağırma, ruh aktarma, KGB ajanları ve dahası. Açıkcası son 20 sayfaya kadar eser içindeki ruh çağırma gibi olaylara gülüyordum. Ama son 20 sayfa da bu komediyi o kadar ustalıkla yediriyor ki hepimiz fazlası ile tatmin oluyoruz. Bu arada son 20 sayfaya kadar hep bir şüphe hep bir endişe. Asla olayı bağlayamıyoruz aksine her ipucunda daha da arapsaçına dönüyor mevzu. Kitabın sonuna kadar sizi diri tutan bir heyecan yaşatıyor yazar.
Diğer karakterler hususunda kısa tutacağım. Hepsinin ayrı bir hissiyatı ve zevki vardı lakin beni kitaba bağlayan Tanpınarı okumak, Tanpınar ağzından okumaktı. Hatta kitap dört bölümden oluşuyor ve sadece bir bölüm Bahtiyar Kont'un ağzından mesela o bölüm geçmek bilmedi kısa bir bölüm olmasına rağmen bitmesini dört gözle bekledim.
(Bahtiyar Kont homoseksüel maalesef ben okumaya başlamadan önce bunu bilmiyordum kitap bunu detaylandırarak anlatmıyor fakat yine de beni rahatsız etti. Okumak isteyenler için uyarı olsun.)
Tavsiyemdir.
ALINTILAR
" ' Belki hayat... gülünç bir oyundur. Tam bir ümitsizlik içinde bir yığın 'karar kılıklı tereddüt' ve küçük, beyhude savunmalardır, hatta hülyalardır.'"
" Ortama hemen hep en son katılır, mekandan ilk o ayrılır. Prensip meselesi."
" ' Sen kendi ruhundaki neşeyi bende görüyorsun.'"
" Lakin hayat, zaaflarımızı görmezden gelip yaralarımızı unutmakla, vedaları dengeleyen buluşmalarla, tehlikeleri yok sayıp ölümü inkarla kaim, değil mi ya?"
İnsanı ilkelerine uygun savaşması, onlara uygun yaşamasından çok daha kolaydır. ALFRED ADLER
"Hayatımız kekredir, karışıktır, meşakkatlidir... İyi de bu hayat vardır nihayet onu yaşıyoruz! Nefret ediyor, ıstırap çekiyor ölüyoruz. Romancıya bu kadarı yetmez mi? Bir tek insanın kedere boğulduğu yerde romanın söyleyeceği çok şey vardır."
" En makul propaganda tarzı ise, grupların ve kişilerin hakim gücün arzu ettiği istikamette güdülerken, hür iradeleriyle davrandıklarını, kendi kabullerinin tercihlerinin gereğini yerine getirdiklerini sunmalarını temin etmektedir."
" Kanaatimce, bir mana deryasında deği, ihtimaller ummanında nefes alıyoruz Bedri. Bir ömür bilinmezlik ile belirsizlik arasındaki ölçülemez mesafeyi katediyoruz. Halbuki bidayet ile nihayetin, iki notanın arasındaki sükuttayız."
"Akıbetimizden bihaber olmasak, hoşbeşe, hasbihale takat yetirebilir miydik? "
Hiç kendini denemiyecek misin? Ne olduğunu, kim olduğunu öğrenmeden mi öleceksin? Sahnenin Dışındakiler
" Onun nezdinde en kıymetli şey kitap; en mühim ve zevkli iş ise okumaktı. Azim, gayret, mücadele; ilim ve sanatla taçlanacak; hayatın sırrı buydu işte. Hamalın küfesinde, çobanın bohçasında, neferin çantasında kitap hazır bulunacak... İman - itikat sahibiydi." ( Süleyman Fikri - Erten- Efendi)
"Dünyayı ıskalayan, cennete varamaz; müspet ilimlerden ve çağın şuurundan uzak düşmüş bir fert, şahsiyet kazanamaz."
"Göğün yükü baharla hafiflemiş. Erik ağaçları hep mi erken çiçeklenir..."
" Bu gidişle 20 yıla kalmaz, Avrupalı, insani sınırların ötesinde benliğini yitirip kendine büsbütün yabancılaşır. Biz ise ferahfeza yaşıyoruz hala. Haftaya diyoruz. Sabah ola hayrola diyoruz. Bonkörüz. Heabı ödemek için birbirimiz ile yarışıyoruz..."
"Hakikat saklanması acı veren gerçektir."
"Azizim, ben direkt İstanbul'a teslim olmuş bir adamım."
En son dakikasında olsa bile, bu hayat yaşamaya değer. Sahnenin Dışındakiler
" Okuyanın aksine yazan yanlızdır. Hani nerede, ona yaklaştıkça kendime geldiğim sevgili ?"
" Hakikat gerçeğe hiç benzemiyor matmazel. Hüda bizi kalbi pörsüten sahte aşktan korusun."
" Malumunuz, aşırılık sürdürülemez. Velhasıl, güzel kardeşim, şair şiirin içinde değil arkasında dursa daha iyi. Zira bir hediyedir şiir."