Ecem ile Cem’in hikâyesi, yıllar önce kalbin bir köşesinde sessizce başlayan bir duygunun zamanla nasıl büyüyebileceğini gösteren bir anlatı. Ecem henüz çok gençken Cem’i gördüğü anda hayatında özel bir yeri olacağını hisseder. Ancak o zamanlar Cem için Ecem yalnızca çocuk sayılabilecek yaşta bir genç kızdır. Aralarındaki yaş farkı ve aile bağlarının getirdiği karmaşık yakınlık, bu duygunun o yıllarda karşılık bulmasına izin vermez.
Zaman ilerledikçe hayat ikisini de farklı yönlere savurur. Ecem kendi yolunu çizmeye çalışırken şehirler ve yıllar aralarına mesafe koyar. Hayatına yeni insanlar girer, yeni başlangıçlar yapar.Tam her şeyin sakinleştiğini düşündüğü bir dönemde yaşadığı büyük bir hayal kırıklığı ise onun kalbinde yeni yaralar açar. Güvendiği bir ilişkinin beklenmedik bir şekilde son bulması Ecem’i yeniden kendi içine döndürür.
Tam da bu kırılma noktasında yolları Cem’le yeniden kesişir. Fakat artık ikisi de yıllar önceki insanlar değildir. Cem’in güçlü ve sert duruşunun ardında farklı bir dünya vardır Ecem ise geçmişteki saf duygularının yerine daha temkinli ve mesafeli bir tavır koymayı öğrenmiştir. Yine de aralarındaki o eski bağ tamamen kaybolmuş değildir.
Hikâye ilerledikçe yalnızca iki insanın karşılaşmasını değil, aynı zamanda geçmişle hesaplaşmayı da anlatır. Aile ilişkilerinin yarattığı yük, kırgınlıklar ve güven meselesi bu ilişkinin etrafında dolaşan önemli unsurlar hâline gelir. Ecem’in yaşadıkları onu daha dirençli birine dönüştürürken, Cem’in katı kurallarla kurduğu dünyası da Ecem’in varlığıyla sarsılmaya başlar.
Böylece ortaya yalnızca bir aşk hikâyesi değil gururun, kırgınlıkların ve geçmişten kalan duyguların iç içe geçtiği bir yolculuk çıkar. Ecem ve Cem’in hikâyesi, bazen ne kadar uzaklaşılsa da bazı bağların tamamen kopmadığını ve zamanın insanları beklenmedik anlarda yeniden aynı noktaya getirebildiğini gösteren bir anlatıya dönüşüyor.