Bazen insanın hayatı tek bir hatayla, tek bir kararın ağırlığıyla bambaşka bir yöne savrulur… Vabeste tam da böyle bir hikâyenin kapısını aralıyor.
•"Sevmek...anlatılmıyor,can yanmayınca anlaşılmıyordu."
Romanın merkezinde, geçmişinin yükünü omuzlarında taşıyan Eymen Sancaktar var. Hayatında yaptığı hataların bedelini ağır şekilde ödemiş, ruhunda derin yaralar taşıyan bir adam. Tam her şeyi geride bırakıp yeni bir başlangıç yapmaya çalışırken karşısına çıkan aşk ise tüm dengeleri altüst ediyor. Çünkü bazı duygular inkâr edildikçe daha da büyür bastırılan hisler bir gün mutlaka yüzeye çıkar.
Hikâye ilerledikçe yalnızlık, pişmanlık ve tutku birbirine karışıyor. Eymen’in iç dünyasındaki gelgitler, sevdiği kadını kaybetme korkusu ve geçmişin gölgesi romanın atmosferini giderek yoğunlaştırıyor. Aşk ile gurur, geçmiş ile gelecek arasında sıkışmış bir adamın verdiği mücadele okuyucuya oldukça duygusal bir yolculuk sunuyor.
Aslında bu kitap sadece bir aşk hikâyesi değil. Aynı zamanda insanın kendi hatalarıyla yüzleşmesi, affetmeyi öğrenmesi ve kalbin bazen akıldan daha güçlü olduğunu kabul etmesi üzerine kurulu bir anlatı. Karakterlerin kırılganlığı, yanlış kararların doğurduğu sonuçlar ve “her şey için hâlâ bir şans var mı?” sorusu kitabın alt metninde sürekli hissediliyor.
•"Belki kalbinde ver edinebilirim... Yaralarına merhem olabilirim... Acılarını dindirebilirim. Her şeyden önemlisi,sevmeyi onunla öğrenebilirim. Ona sevmeyi öğretip, aynı anda sevilmeyi keşfedebilirim."
Kısacası Vabeste, yaralı kalplerin, yarım kalmış sözlerin ve kaderle verilen zorlu bir sınavın hikâyesi. Bazen bir insanın hayatını değiştiren şey, tam da kaçmaya çalıştığı duygular oluyor.
#kitapönerisi #booksbooksbooks