Puan vermedi·504 syf.··
2026 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 00:18
"Totaliter rejimler içten içe yıkılır, zira egemenler onları iktidara getiren vaatleri tutamazlar ya da dıştan gelen güçlerin saldırısına uğrarlar veya ikisi birden olur. Yüzde yüz garantili bir formül yoktur, zira tarihte kaçınılmaz denecek olaylara pek az rastlanır." diyor Atwood Ahitler'in teşekkür bölümünde. Ahitleri "Gilead nasıl yıkıldı?" sorusuna cevap olarak yazdığını belirtiyor bunları demeden önce. Kitapta 3 anlatıcımız var: Rejimin kurucularından, sistemin içinden biri olarak Lydia Teyze, Gilead'da büyümüş bir genç kız olan Agnes ve dışarıdan gelen Daisy. Hikâye üç karakterin perspektifinden Gilead'ı daha iyi tanımamızı, sistemin sorunlarını daha iyi görmemizi sağlıyor. Damızlık Kızın Öyküsü'nde tek merkezli bir anlatı, klostrofobik ve umutsuz bir atmosfer vardı. Ancak burada "her şey değişebilir" hissi hakim ve daha umut veren bir anlatım var. Ancak metnin bazı eksik yanları da var. Roman, genel olarak bende bir tatmin duygusu bıraktı tabi. Özellikle ilk 100–150 sayfa oldukça sürükleyici, merak uyandırıcı ve güçlü bir atmosfer kuruyor. Farklı anlatıcıların sunduğu perspektifler, Gilead dünyasını genişleterek okuru metnin içine çekmeyi başarıyor. Ancak bu güçlü başlangıca rağmen, romanın ilerleyen bölümlerinde tempo düşüyor ve anlatının bazı kısımlarının aceleye getirildiği hissi oluşuyor. Şimdi biraz spoiler vererek (Ama çok değil) daha doğrusu anlatının sınırlı kaldığı kısımları defişre ederek devam etmek istiyorum incelemeye. Kitabı okumayanlar için bu spoilerlı kısımların başına ve sonuna uyarı işaretleri koyuyorum. Spoiler almak istemeyenler bu kısımları geçip direk son paragrafa atlayabilir. !spoiler! Bu aceleye gelme durumun en görünür olduğu yerlerden biri Agnes karakterinin dönüşümü. Gilead'da yetişmiş bir karakterin bu kadar kısa sürede ikna olması, kendi kendine aydınlanması çok ikna edici değildi. Daha yoğun bir iç çatışma, daha uzun bir sorgulama süreci ya da daha sarsıcı bir kırılma anı beklenirdi. Bunun dışında bir de ben bu direnişin daha kollektif bir ruhla olmasını isterdim. Direniş daha çok bireysel düzeyde kalıyor. Damızlık kızlar teyzeler, hatta eşler bile keşke katılsaydı bu direnişe. Çünkü kitap boyunca aslında bütün kadınların sistemin içindeki çatlakları gördüğünü farketmeye başladığını aslında memnun olmadığını hissediyoruz. Ancak bu hoşnutsuzluk, kolektif bir harekete dönüşmüyor. Direniş daha çok belirli karakterlerin bireysel hamleleri üzerinden ilerliyor. Oysa farklı kadın gruplarının birbirleriyle temas kurduğu, yatay ve kolektif bir direniş ağının geliştiği bir anlatı, hem daha politik hem de daha etkileyici olabilirdi. Özellikle Mayday örgütünün faaliyetlerinin arka planda kalması, bu potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilememesine neden oluyor. Lydia Teyzenin dönüşümü de pek inandırıcı değildi. Kendisi bu ayrıcalıklardan kolay kolay vazgeçecek biri değil ki vazgeçmiyor da zaten her adımını kendini koruyacak şekilde planlıyor. Ama ben olayların daha çok küçük eş adayları, damızıklar ve eşlerin içinden ya da teyzelerin içinden birileri Lydia'yı ikna etmeye çalışsa, daha sonra bu kadınlara en yakın kişi olarak yaşananlara kayıtsız kalmasa ve yardım etmeye karar verse daha çok tatmin olurdum bu dönüşümden. Çünkü zaten dizide de gördüğümüz gibi zaman zaman yüreği yumuşayabiliyor. Yani Lydia Teyzenin dönüşümü diğer kadınlarla kurduğu ilişkiler üzerinden, daha zorlayıcı ve bedel gerektiren bir süreçle anlatılsaydı daha ikna edici olabilirdi. Ve ayrıca damızlık kızlar neredeler? Onları hiç görmüyoruz neredeyse. Bu da büyük bir sorun bence anlatıyı eksik bırakıyor benim gözümde. Romanın temel fikirlerinden biri olan “rejimlerin içeriden çürümesi” düşüncesi ise güçlü ve anlamlı bir çerçeve sunuyor. Totaliter rejimler, sistemler kendi sonlarını kendileri getirir buna katılıyorum. Ama bu fikirde yeterince desteklemiyor dediğim gibi direniş bireysel kalınca. !spoiler bitti! Final bölümü, olayların hızlıca çözülmesi ve gerilimin kısa sürede dağılması sonun “Hollywoodvari” bir etki yaratmasına yol açıyor. Duygusal olarak tatmin edici ama politik ve yapısal olarak derinlikli olmayan bir son bizi bekliyor. Sonuç olarak Ahitler, güçlü bir başlangıç yapıyor, önemli fikirler barındırıyor ancak bu fikirleri yeterince derinleştiremeyen bir roman olarak kalıyor. Bu kitap dizi yayınlandıktan sonra yazılmış. Bana sanki dizinin evreninde etkilenmediğini bu anlatının kendi başına zaten güçlü bir anlatı olduğunu göstermeye çalışıyormuş ve bilerek dizinin evreninde uzak durmuş gibi geldi. Buna rağmen, Gilead evrenine daha umutlu bir kapı aralaması ve “çıkış mümkün” fikrini ortaya koyması bakımından dikkat çekici bir devam romanı olduğunu da söyleyebiliriz.
AhitlerMargaret Atwood · Doğan Kitap · 20201,328 okunma
·
22 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.