Figen

Figen
@Okurunyolculugu
Uludağ Üniversitesi Sosyoloji
71 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·344 syf.··
2026 30. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 12:41
Muhabbet’i bitirdim ve sanırım şimdiden yılın favorileri arasına girdi. Mektuplardan, mailleşmelerden oluşan yapısını çok sevdim. Seksenine merdiven dayamış olan Sybil Van Antwerp’in çeşitli insanlara yazdığı mektup ve mailler ile ona başkaları tarafından gönderilmiş mektup ve mailleri okuyoruz. Dolayısıyla parçalı ve katmanlı bir kurgusu var eserin. Biz bu mektupları okudukça boşlukları doldurup kendi yolumuzu kendimiz buluyoruz. Hayatının sonlarına yaklaşmış bir kadının kendisiyle olan hesaplaşmasını okuyoruz. Bunun etrafında bir yas meselesi bir evlat kaybı var. Bunun şekillendirdiği bir hayat var. Bir de bir anne kız ilişkisi var. En çok etkilendiğim taraf sanırım bu anne-kız ilişkisi oldu. Kitap bunu merkeze almıyor ama ben en çok bunun üzerine düşündüm kitabı okurken. Sevdiklerimizle, özellikle çocuklarımızla, ne kadar açık olabiliyoruz? Hislerimizi saklamak gerçekten onları koruyor mu yoksa araya duvarlar mı örüyor? Sybil karakteri bana yer yer Olive Kitteridge’i hatırlattı. Ben yaşını başını almış hafif gidik, lafını sakınmayan kadın karakterleri okumayı sanırım çok seviyorum. Dünyayı biraz yargılayan, biraz komik, biraz kırgın ama çok iyi gözlemleyen yaşlı kadınları okumak bana çok iyi geliyor. Alakası yok ama Mina Urgan’ın Bir Dinazorun Anıları’nı okurken de benzer keyifi aldığımı hissetmiştim. Bu arada Muhabbet’i bitirdiğimden beri ona buna mektup yazasım var Sybil için mektup yazmak sadece bir iletişim aracı değil kendini ifade etme biçimi doğrudan mektuplar. O mektup yazarken var oluyor gibi bir şey. Okuduğunuzda ne demek istediğimi anlayacaksınız.
MuhabbetVirginia Evans · April Yayıncılık · 202682 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Figen

, bir kitap okudu
Puan vermedi·344 syf.··
6 günde okudu
·
2026 30. kitabı
Virginia Evans
9/10 · 82 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 29. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:00
Romanın merkezinde sekiz yaşındaki Rhoda Penmark var. Dışarıdan bakıldığında kusursuz, uslu ve sevimli bir çocuk gibi görünüyor. Ancak annesi Christine zamanla kızının çevresindeki bazı ölümler ve kazalar arasında rahatsız edici bağlantılar fark etmeye başlıyor. Kitap ilerledikçe okur şu soruyla yüzleşiyor: İnsan doğuştan mı kötüdür, yoksa sonradan mı kötü olur? Romanın en güçlü tarafı karakterleri. Rhoda ve Christine bana göre olması gerektiği gibi yazılmış karakterlerdi. Özellikle Christine’in yaşadığı korku, şüphe ve çaresizlik romanın psikolojik gerilimini taşıyan temel unsur. Kitap boyunca yalnızca Rhoda’nın ne yapacağını değil, bir annenin çocuğuna dair korkunç bir gerçekle yüzleşme ihtimalini de takip ediyoruz. Kötülüğün doğuştan geldiği tezi romanın merkezinde yer alsa da William March’ın bu fikri güçlü bir şekilde temellendirebildiğini düşünmüyorum. Buna rağmen kitap ilgisini kaybetmiyor çünkü asıl etkisini tezinden değil, yarattığı huzursuzluk hissinden alıyor. Rhoda’nın sakin ve kusursuz görünen tavırlarıyla işlediği eylemler arasındaki çatışma romanın en rahatsız edici tarafını oluşturuyor. Kötü Tohum benim için kusursuz bir roman olmadı. Yine de güçlü karakterleri, gerilim duygusunu başarıyla kurması ve dönemine göre cesur sayılabilecek soruları nedeniyle okumaya değer bir eser olarak aklımda kaldı.
Kötü TohumWilliam March · Tersine Kitap · 2026117 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:00
Geriye Kalan Kadın, beni en çok daha önce adını duyduğum ama detaylarını bilmediğim bir geleneği, “yeminli bakirelik” geleneni bir karakterin yaşamı üzerinden anlatmasıyla etkileyen bir roman oldu. Kitap, sadece bir hikâye değil, aynı zamanda çok az bilinen bir kültürel yapının birey üzerindeki yansımalarını görme fırsatı sunuyor. Roman, Arnavutluk’un dağ köylerinde hâlâ etkisini sürdüren Kanun gelenekleri çerçevesinde, kendisine biçilen yaşamı reddedemeyen bir kadının hikâyesine odaklanıyor. Toplumsal baskılar ve aile düzeni içinde sıkışan karakter, hayatta kalabilmek ve var olabilmek için “yeminli bakire” olmayı seçiyor. Bu seçim, onun hem kimliğini hem de hayatının yönünü kökten değiştiriyor. Kitapta toplumsal cinsiyet rolleri, patriyarkal düzen, özgürlük ve aidiyet gibi temalar güçlü bir şekilde hissediliyor. Ancak benim açımdan romanın dili bu temaları daha çok bireysel bir trajedi düzeyinde tutuyor. Bilinç akışına yakın, içsel monolog ağırlıklı anlatım, okuru sürekli karakterin zihinsel dünyasında tutarken dışarıdan sosyolojik bir analiz yapmayı zorlaştırıyor. Bu da benim okuma alışkanlığım açısından metni daha çok bireysel bir sıkışmışlık hikâyesi olarak deneyimlememe neden oldu. Yine de bu durum bir eksiklikten çok, bilinçli bir anlatı tercihi olarak da okunabilir çünkü belki de yazar, yapısal baskıyı karakterin zihninde görünür kılarak anlatıyı içeriye hapsediyor. Geriye Kalan Kadın farklı bir coğrafyadan güçlü bir kültürel pratiği görünür kılması açısından etkileyici bir roman. Her okurda farklı bir karşılık bulabilecek, özellikle toplumsal roller ve kadınlık deneyimi üzerine düşünenler için çarpıcı bir okuma deneyimi sunuyor. Ancak anlatım dili nedeniyle daha çok içsel bir trajedi olarak kalıyor ve okuru dışarıdan bir analizden çok içeriden bir deneyime
Geriye Kalan KadınRene Karabash · İthaki Yayınları · 2026105 okunma