·254 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Mart 2026 10:24 Not alınarak, sindire sindire okunması gereken bir başucu kitabı.
Ebeveynlik yolculuğunun belki de en kritik noktası, kendi iç dünyamıza dönebilmek…
İçimizdeki çocuğu tanımadan, ona şefkat göstermeden; kendi çocuğumuza gerçek anlamda şefkat sunabilmemiz mümkün değil.
Kitap, bizi önce kendimizle yüzleştiriyor.
Geçmişte ebeveynlerimizle kurduğumuz ilişkilerin bugünkü duygularımızı, tepkilerimizi ve hatta ebeveynlik tarzımızı nasıl şekillendirdiğini fark ettiriyor.
Olgun insan: Sınırlarını bilen, kendini değerli gören, duygularını tanıyıp ifade edebilen birey…
Aile içinde karşılanması gereken temel ihtiyaçlar:
Değerli hissetmek, güven duymak, yakınlık ve dayanışma, sorumluluk almak, mücadele etmek ve başarmak, kendini gerçekleştirmek ve manevi bir zemin oluşturmak…
Aslında bir çocuğa verilebilecek en büyük miras, bu ihtiyaçların sağlıklı şekilde karşılanması. Eğer bu ihtiyaçlar yeterince karşılanmazsa, içimizdeki çocuk eksik kalıyor.
Ve çoğu zaman “normal dışı” dediğimiz davranışların altında da bu eksiklikler yatıyor.
Kitap, önemli bir gerçeği de hatırlatıyor: Bütün duygular doğaldır. İfade edilmesine izin verilmeyen duygular yok olmaz; sadece biçim değiştirir. Ve zamanla daha derin sorunlara dönüşebilir.Özellikle çocuklukta bireysel alan tanınmayan, kendi başına bir şey yapmasına izin verilmeyen bireylerde; özbenlik sorunlarının gelişmesi oldukça olası. Farklı ebeveyn tutumlarının çocuk üzerinde bıraktığı izler ise kitapta oldukça detaylı ve düşündürücü şekilde ele alınmış.
Sonuç olarak bu kitap, çocuğu anlamaktan önce kendini anlamanın ne kadar hayati olduğunu hatırlatıyor. Çünkü iyileşmeyen her iç çocuk, bir sonraki kuşağa aktarılır.