Başlangıçlar Kitabı #okudumbitti
Bazı kitaplar vardır; büyük sürprizlerle, yüksek tempoyla değil… yavaş yavaş “iyi gelerek” kendini sevdirir. Başlangıçlar Kitabı benim için tam olarak öyle oldu. Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve daha ilk sayfalardan itibaren şunu hissettim: Sally Page insanın iç dünyasını incitmeden anlatmayı biliyor.
Jo’nun Londra’ya gelişi bir taşınmadan çok daha fazlası. Dayısının kırtasiye dükkânına bakmak için gittiğinde, “tamam şimdi her şey düzelir” sandığı noktada bile içinde bir boşluk taşıyor. Ve kitap, o boşluğu dramatize etmeden, hayatın içindeki küçük anlarla görünür kılıyor. Bazen bir rafın düzeni, bazen bir müşterinin yarım kalan cümlesi, bazen de bir dolma kalemin kâğıtta bıraktığı iz… Jo’nun dünyası böyle böyle toparlanıyor.
Kiliseden kaçan rahibe ve ilk kitabını yazmaya çalışan yaşlı adam… Normalde kulağa “fazla kurgusal” gelebilecek bu iki karakter, burada şaşırtıcı biçimde çok sahici duruyor. Kimse mükemmel değil, kimse mucize yaratmıyor. Sadece birbirlerine doğru yerlerden dokunuyorlar. Bazen iyileşmek, büyük kararlarla değil; doğru zamanda karşına çıkan bir insanla, bir sohbetle, küçük bir alışkanlıkla başlıyor.
Hikâye, “her şeyi çözdüm” hissi satmıyor. Jo’nun kaybolmuşluğu bir anda uçup gitmiyor; insan gibi azalarak, dalga dalga geri gelip sonra yeniden yatışarak ilerliyor. Bu yüzden de okurken “ben bunu biliyorum” diyorsun. Çünkü o duygu hepimizin hayatında bir yerde var: bir şeyler yolunda giderken bile içten içe yerini bulamama hali…
Dili çok akıcı; duygusu yoğun ama ağır değil. Eğer karakter odaklı, içten, umutlu ve “insana iyi gelen” bir hikâye istiyorsan, Başlangıçlar Kitabı tam yeri. Ben yazarın kalemine gerçekten ısındım; diğer kitaplarını da listeye ekledim bile.
Peki siz…
Yeni bir başlangıç sizin için daha çok “büyük bir karar” mı, yoksa “küçük bir adım” mı?
@sukriyealtntas
@paragraffkafasi
The Kitap Yayınları
@iremhattat
#başlangıçlarkitabı #sallypage #kitapkolikkafasikitapyorumu #reklamdeğilöneri