Ezber Bozan Kızlar Akademisi #okudumbitti
Marya Lupu’yu ilk tanıdığımızda herkesin gözünün Luka’da olmasına sinirleniyorsun ama bir yandan da Marya’nın kendine bile tam inanamayışını çok iyi anlıyorsun. Çünkü bu dünyada “büyü” erkeklerin işi; kızlar ise ya uslu durmalı ya da “sorunlu” damgasını yemeli. Marya’nın küçük bir hatayla Dragomir Akademisi’ne gönderilişi, dışarıdan bakınca bir ceza gibi… ama sayfalar ilerledikçe fark ediyorsun ki bu, aslında kendisini bulma ihtimalinin ilk kez doğduğu yer.
Dragomir Akademisi’nin havasını çok sevdim: tuhaf, mesafeli, yer yer ürkütücü… ama aynı zamanda merak uyandıran bir “sır” taşıyor. Kitap, büyüyü sadece “ışıklar saçıldı, inanılmaz bir güç patladı” diye anlatmıyor. Burada güç; bilgide, dikkatte, soru sormakta, yan yana durmakta. Marya’nın ve diğer kızların “bize anlatılanlar gerçekten doğru mu?” diyerek kurcalamaya başlaması, hikâyeyi bence çok daha derin bir yere taşıyor.
Bir de kızlar arası dinamikler… Bayıldım. Çünkü her karakter “tek tip güçlü kız” kalıbında değil. Kimi cesur, kimi öfkeli, kimi sessiz ama inatçı; kimi de sadece hayatta kalmaya çalışıyor. Ve bu çeşitlilik, o “kız kardeşliği” hissini çok gerçek yapıyor. Kitabın feminist damarının en etkileyici yanı da burada bence: bağırıp çağırmadan, ders verir gibi konuşmadan, sistem diye bir şeyin nasıl kurulduğunu ve insanın içine nasıl yerleştiğini gösteriyor. Sonra da küçük küçük çatlaklar açtırıyor.
Dread meselesi ise hikâyeye sürekli bir gerilim ekliyor; “tehdit” sadece dışarıdaki sis gibi bir şey değil, bazen insanların kafasına yerleşmiş korkular, kurallar ve “olmaz”lar gibi. Okurken birkaç yerde gerçekten durup “bu sahne çocuk kitabı gibi başlamadı, bayağı karanlıklaşıyor” dediğim anlar oldu (iyi anlamda). 10+ için uygun ama bence yetişkin okur da çok şey alır; özellikle “bana öğretilen sınırlar” konusuna takılan herkes.
Anne Ursu’nun kalemi sanki okurla göz hizasında duruyor. Ne tepeden bakıyor, ne de basitleştiriyor. Bu yüzden Marya’nın “görünmez” hâli canını acıtıyor; görünür olmaya başladığında ise gerçekten seviniyorsun.
Sihirli bir okul hikâyesi gibi açılıyor, toplumsal bir ‘uyanış’ hikâyesine dönüşüyor. Hem sürükleyici, hem de kalbi olan bir kitap.
@anneelizabethursu
@olimposcocuk
#EzberBozanKızlarAkademisi #OlimposÇocuk #kitapkolikkafasikitapyorumu #reklamdeğilöneri