Zeynep Göğüş’ün kalemiyle ilk tanışmam değil ama bu kitapta kurduğu dünya, karakterlerin iç sesi, geçmişle yüzleşme biçimleri bende daha fazla etki bıraktı.
Yazarımız, ilk romanı Işık Ülkesinden ile 2019 Yunus Nadi Roman Ödülü, ardından Yok Çünkü Telafisi ile 2022 Oktay Akbal Edebiyat Ödülü sahibi.
Bu kitapta da çok güçlü bir anlatım görüyoruz. Lusi’nin hikâyesiyle başlıyoruz ama aslında tek bir hayat okumuyoruz. Rus bir baba, Amerikalı bir anne, Türkiye’ye uzanan bir yol ve üvey anneanne Sara’nın izini sürüyoruz.
Annesi Barbara' yı kaybettikten sonra, onun anlattıkları doğrultusunda üvey anneannesini tanımak ve geçmişin kapılarını aralamak için Türkiye'ye-Karadeniz'e- gelen Lusi'nin anneannesi Sara'yı tanıdıkça değişen dünyasına tanık oluyoruz. Geçmişin sırlarını çözerken geleceğini de aydınlatıyor genç kız. Annesinden dinlediği Sara ile karşısında bulduğu Sara arasındaki o ince farkları da çözmek artık bu genç kızın işi.
Sara’nın, Batu’nun peşinden her şeyi geride bırakıp Türkiye'ye gelişi. Lusi’nin babasıyla ilgili öğrendikleri. Ve bir yandan da kendi içindeki hesaplaşması.
Ayrıca, Çernobil’in Karadeniz’de bıraktığı izlerden, İpek Yolu’na kadar uzanan bilgiler, hikâyeye çok güzel yedirilmiş. Bir kitap olacak gibi
Ben kitapta en çok anlatımın doğallığını sevdim. Karakterler konuşuyorlar ama öyle uluorta değil hep bi içten hep bi ben dili var. O samimiyet hissini kitabın başından sonuna kadar hiç kaybetmiyorsunuz. Bu anlatımın adına ne denir tam bilmiyorum ama enfesti.
Ve altını çizdiğim bidolu cümle...
Zeynep GöğüşGizemi Kalmalı Hayatın