Puan vermedi·83 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Nisan 2026 19:13 Doğunun ruhunu Batı’nın diliyle harmanlayan Lübnan asıllı yazar, şair ve ressam Halil Cibran:
“Hayat, kalbinden geçen şarkıları söyleyecek bir şarkıcı bulamadığında, zihnindekileri konuşacak bir filozof meydana getirir.” der.
Kalemine aşina olanlar bilir; o, uzun cümlelerden ve gösterişli edebi tekniklerden bilinçli olarak uzak duran bir yazardır. Az sözle çok şey anlatmayı seçer.
“Konuştuğumuz dili yedi sözcüğe indirgemediğimiz sürece birbirimizi anlayamayacağız.” diyerek, aslında kendi yazı anlayışını da açıkça ortaya koyar.
Kum ve Köpük bir hikâye anlatmaz. O, insanın kendi iç sesiyle baş başa kaldığı bir duraktır. Her cümle kısa, ama etkisi uzun; her söz sade, ama derin.
Mesela:
“Belki inci, denizin kabuğu tanımlayışıdır.
Belki elmas, zamanın kömürü tanımlayışıdır.”
Kitap bittiğinde akılda bir olay değil, bir his kalır. Ve o his, Cibran’ın şu sözünde karşılığını bulur:
“Bilmeniz gerekenin sonuna ulaştığınız zaman, hissetmeniz gerekenin başında olacaksınız.”
Ve bazı kitaplar kapanmaz; sadece susar. Kum ve Köpük de öyle… sayfaları bitse de insanın içinde konuşmaya devam eder.