Puan vermedi·52 syf.··
2026 4. kitabı
Sınırları Zorlayan Bir Cesaret Öyküsü: Küçük Kara Balık Samet Behrengi’nin bu küçücük görünen ama içine dünyaları sığdırdığı kitabını bitirdiğimde, boğazımda bir yumru oluştuğunu hissettim. Küçük Kara Balık, sadece bir balığın denizi bulma hikayesi değil; aslında hepimizin içindeki o "başka bir dünya mümkün mü?" sorusunun vücut bulmuş hali. Okurken Ne Hissettim? Kitabın başında o küçük balığın annesiyle ve çevresindeki "geleneksel" balıklarla olan tartışmalarını okurken, sanki yazar bize şunu demek istiyor: "Dünya sadece senin gördüğün o sığ dereden ibaret değil, ama dışarı çıkmak için önce zihnindeki setleri yıkmalısın." Balığın o merakı, o durdurulamaz öğrenme isteği bende müthiş bir hayranlık uyandırdı. Çevresindekilerin onu korkutmaya çalışması, "dışarısı tehlikeli" demeleri aslında toplumun farklı olana duyduğu o evrensel korkuyu temsil ediyor sanki. O Sahne ve Derinliği: Özellikle balığın büyük denize ulaşma yolundaki o tehlikelerle, o meşhur balıkçıl kuşuyla karşılaştığı sahnelerde kalbim ağzımda attı. Orada yazarın alt metinde fısıldadığı şey çok net: Özgürlüğün bir bedeli vardır ve bu bedel bazen canın pahasına ödenir. Küçük Kara Balık’ın "nasıl öleceğim önemli değil, yeter ki yaşadığım hayatın bir anlamı olsun" duruşu, modern insanın o güvenlik arayışına tokat gibi iniyor. Bana Geçen Duygu: Sanki bu kitap bir çocuk masalı değil de, bir devrim manifestosu gibi. Dereyi terk ederken hissettiği o yalnızlık ama bir o kadar da güçlü olma hali bana şunu düşündürdü: Çoğumuz o güvenli deremizde, hiçbir şeyi sorgulamadan yaşayıp gidiyoruz. Ama birileri çıkıp o denizin varlığını bize hatırlatmalı. Behrengi, bu balıkla aslında kendi kısa ama deryalar kadar derin hayatını anlatmış sanki.
Küçük Kara BalıkSamed Behrengi · Can Yayınları · 202336,8bin okunma
·
108 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.