Selam kitap dostlarım, bugün avuçlarımızdan kayıp gidenlere rağmen yeniden ayağa kalkmanın, yolda olmanın ve ruhun o en derin dehlizlerinden aydınlığa çıkışın hikayesiyle, Zeynep Batı’nın "Seyyah" kitabı ile geldim.
Bazı anlar vardır, hayatın tüm somut başarılarına, o çok güvendiğimiz kariyerimize ve sıcak yuvamıza sahipken bir anda her şeyin parmaklarımızın arasından bir kum tanesi gibi süzüldüğünü hissederiz.
İşte Doktor Bahar Şahin’in hikayesi tam da bu eşikte başlıyor. Bir uçak kazasıyla ailesini, eşini, çocuklarını; yani dünyasını bir anda kaybeden Bahar’ın dilsiz acısı, sayfalar arasında ilerledikçe sizin de iliklerinize kadar işliyor.
Önce kimin yasını tutacağını bilememenin o ağır yüküyle, ağır depresyonun ve sessizliğin gölgesinde bir yolculuğa çıkıyor kahramanımız.
Bu yolculuk sadece kilometrelerle ölçülen bir seyahat değil, aslında Bahar’ın kendi içindeki o kırık dökük evi onarma çabası. Gülbahçe Köyü’nün tabelasını gördüğünde yüzünde beliren o hafif tebessüm, sekiz ay süren bir içsel sakinleşmenin ve yeniden doğuşun ilk müjdecisi oluyor.
Kitap boyunca Bahar’ın bir seyyah gibi yollara düşüşüne, bastığı toprağın her zerresindeki güzelliğe talip oluşuna ve mütevekkil bir duruşla acısını nasıl şifaya dönüştürdüğüne şahitlik ediyoruz.
Yazarın tasavvufi ve felsefi dokunuşları, anlatımı sıradan bir dramın ötesine taşıyıp modern zamanın ruhuna bir merhem gibi sürüyor. "Derdi sevmek" ve "teslimiyet" kavramları, Bahar’ın karşılaştığı her yeni hayatta, dinlediği her yeni hikayede biraz daha anlam kazanıyor.
İnsan bazen kendi yaralarını, hiç tanımadığı bir başkasının hikayesinde sararmış; Seyyah bize tam da bunu hatırlatıyor.
Acıyla yoğrulmuş ama umudunu yitirmemiş o karmaşanın tam merkezinden seslenen bu eser, hüzün rüzgarlarının kanatlarımızı kırmak için değil, bizi daha yüksek bir hakikate uçurmak için estiğini fısıldıyor.
Kanatlarımızın hiçbir zaman kırılmaması, her yolun sonunda kendimizi bulmamız dileğiyle. İyilikle ve kitapla kalın.
SeyyahZeynep Batı
SeyyahZeynep Batı · Münhasır Yayınevi · 202622 okunma