7/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 16:56
Yayıncılarının kendisinden Atatürk’e dair bir kitap yazmasını istemeleri üzerine #AyşeKulin #AylardanKasımGünlerdenPerşembe kitabını kaleme alıyor. "Atatürk'ün askeriyim," diyebilmeyi isterdim ama bana ancak Atatürk hakkında yazanlardan biri olmak düştü. Okuyacaklarınızı, O'nun hakkında yazılmış pek çok kitabı okuyup inceleyerek edindiğim birikimi yüreğimdeki Atatürk sevgisiyle harmanlayarak yazdım. İstedim ki okurlarımı bu kitapta İyi Asker ve Kurucu Devlet Adamı Atatürk'ün değil, çocuk Mustafa'nın, delikanlı Mustafa Kemal'in, dost, aşık, evli, boşanmış ve en sonunda hasta ama her dem yalnız bir adamın iç dünyasına götüreyim. Hatalarım olduysa O, beni kocaman yüreğiyle umarım bağışlar. Sevgili Okurlarım, sizler de öyle yapın, e mi?” diyerek başlıyor yazmaya Kulin. Kitabı üç bölüme ayırmış. Birinci bölümde hayalleri olan bir çocuk, ikinci bölümde bu hayalleri gerçekleştirmek için varıyla yokuyla mücadele eden delikanlı ve üçüncü bölümde kaçınılmaz veda vardır. Çocukluğu, gençliği, aşkları, hataları, başarıları, hüsranları ne varsa bir sinema gibi gözlerinin önünde ölüm döşeğindeyken. Yalnız savaşları anımsamayı sevmiyor. İnanması güç olsa da her daim “Yurtta sulh, cihanda sulh!” diyor, çocuk yaşta yolunu askerlik olarak seçen, gençliğini savaş meydanlarında değişik savaş taktikleriyle harp ederek geçiren Mustafa Kemal. Kurtuluş Savaşını başlatmak üzere yakın arkadaşlarını ikna edip, fırtınalı bir havada Bandırma Vapuruyla Samsun'a yola çıkan da o olduğuna göre savaş karşıtlığını yüksek ateşe ya da bunadığına yoruyor olmalılar. “Şimdi onlara desem ki, büyük zaferimizin hemen sonrasında, daha tüfeklerimizin dumanı tüterken, ben sadece barışı düşünüyordum, bana inanmazlar. Oysa her girdiğim savaşta edindiğim intiba şudur: Vatan işgaline karşı savaşılmıyorsa eğer, her savaş harap olan şehirler, yanan yıkılan kasabalar, köylerdir, yetim kalan çocuklar, acılı analar, hayatının geri kalanını muhtemelen sakat yaşayacak genç adamlardır!” İnatçı, cesur, hırslı ve başarılı Mustafa Kemal, tuttuğunu koparan cevval bir çocuk iken ‘Kemal’ adını kazanıyor. Annesi Zübeyde Hanım’ın tüm karşı çıkmalarına rağmen askeri eğitimini alıyor. İstediği her şeye sahip olmayı başarsa da zamanla elinden kayıp gidiyor elbet ve hiç istemediği hallere de düşüyor; “.. sen gel ülkenin saray rejimine son ver, kendi hayatın sonlanırken, ölümünü beklemek için seni o saraydan sürgüne yollananlardan birinin odasına yatırsınlar. Hayatın cilvesi işte tam da buna denir!” Onun son zeybeğini okumak heyecan vericiydi, varan sevgisini iliklerime kadar okuduğum her cümlede hissetmek de öyle ama.. Gelelim kitabın gözümdeki eksi yönlerine. Öncelikle birebir Atatürk’ün ağzından yazılıyor gibi metin ele alınıyorsa çok çok dikkatli olunmalı. Kadınları yücelten, her konuda eşitliklerini sağlamaya çalışan, Avrupa ülkelerinden önce seçme seçilme hakkını tanıyan, eğitimde yaptığı devrimler ve daha nicesi göz önüne alındığında, hayatına giren kadınlarla gönül eğlediği cümlesi kullanılamaz, keza kardeşi Makbule için aklından geçirdiği aşağılama cümleleri de. Kitabın beğeneni kadar beğenmeyeni de var incelediğim kadarıyla - ki Kulin de bunu öngörmüş olmalı ki incelemenin başında alıntıladığım sözcükleri eklemiş sonsöze. Her insanın dinlediği, araştırdığı, öğrendiği, kafasında bir Atatürk var ve bu kitap biraz aceleyle yazılmış havası verdiği için sevmeyen kitlesi mutlaka olacaktır. İçerisindeki tüm bilgilerin doğruluğu mutlak değildir elbette. Sadece O’nun gözünden hızlıca bir yaşamını gezinme fikri çok güzeldi.
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,436 okunma
·
38 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.