·215 syf.····Okunma: 23 Nisan 2026 13:08 İzmir Kültürpark'ta bir imza gününde edindim kitabını İlyas Salmanın, kendisi ile tanışma şerefine erişerek... "Sevgili Genç Yoldaşım, ya insanca onurlu yaşamalı, ya dünyada gereksiz yer işgal etmeden göçüp gitmeli. Sizin İlyas " diye yazdı imzalarken kitabını. Ne yalan söyleyeyim çok filmini izledim takdir ederdim ama bu kadar yakından tanımazdım kendisini. Aynı imzalarken ifade ettiği gibi onurlu bir yaşam sürüp iz bırakmış hayata... Dünya görüşü, devrimci kişiliği, insana bakış açısı, merhameti vicdanı ile daha fazla değer hakkettiğini düşünüyorum. 14 filmi hakkında bir söyleşi kitabı, okuduğum ama satır aralarında anlıyorum ki aslında daha da fazlası var özellikle 80 darbesi sırasında video film döneminden kalma. Sistemi, yönetmeni, oyuncuyu ve çekinmeden kendisini eleştirebilen bir özgüvende. Yaptığı doğrular kadar hatalarını da kimseden esirgemeden okuyucuya sunuyor. Para çoğu zaman ilk planında olmamış ki sinemaya aşık 80 yaşımda da oynamak isterim diyor kısaca. Hatta çoğu zaman özel hayatının bile önüne geçtiğini söylüyor bu aşkının. Eşinden önce oyunculukla evli olduğunu vurguluyor : "Eşinden önce oyunculukla evlisin. Bu beni rahatsız ediyor işte. Film çekilirken kendimle bunun kavgasını çok verdim. Sonra dedim ki, bu filmin getireceği ödül ya da ödüller beni rahatlatacak. O yüzden sikâyetinden vazgeç ve oynamaya devam et. Yani oyunculuk maceram bir yönüyle benim davam ve kavgam ama bir yönüyle de afyon gibi."
Kendine yapılan haksızlıklar bir bakıma hayatına şekil vermiş yapılanları kabullenmiş ama kalben affetmemiş. Çirkin olarak anılmış hayatının neredeyse her döneminde çocukluğundan başlayarak. Konservatuardaki bölüm Şefi Ergin Orbey bir bakıma albenisini vurgulamak için: "Sana çirkin diyorlar ama çirkin değilsin. Güzel de diyemem. Ama yakışıklı bir adamsın." Der.
Babası o dönemin klasik babaları gibi çocuğunun bir devlet memuru olmasını ister. Ancak tiyatro ve sinema aşkı İlyas Salman ın mantığını yener. Tercihini, babasına karşı yaptığı ilk ve son sahtekarlıkla, öğretmenlik okulunu kazanmasına rağmen sınav sonuç kağıdında yaptığı tahrifatla yapar. İyi ki de yapmış , yapmış da türk sineması böyle bir değer kazanmış. Oyunculuğun eğlenceli yönleri kadar, meşakkatli, zor çok zor yönlerini de anlatıyor anılarıyla. Bizim ekranda 1,5 -2 saat zaman ayırdığımız çoğu zaman acımasızca elestirdigimiz yapıtların haftalarca aylarca hatta kimi zaman yıllarca emek verilip yapıldığını önümüze seriyor. Hele ki dijital sinemacılık yokken Yeşilçam dönemi filmlerindeki emeği anılarıyla aktarıyor. Misal Sarı Mercedes filminin 6 yılda tamamlandığını Öğreniyoruz. Üstelik tamamlanması için gerekli bütçe sağlanamayınca alacağı ücretten vazgeçtiğini USTA'nın. Yolda geçen bu hikayede arabayı kendisinin kullandığını finaldeki kaza sahnesi hariç hiç dublör kullanmadığını ki kaza sahnesini de kendisi oynamak istediğini Tunç Okan' ın ölmesi durumunda "senin yüzünden filmi yarıda bırakamam diye kabul etmemesini...
Adile Naşit, Ayşen Gruda, Şener Şen, Münir Özkul ile setlerdeki uyumunun yanı sıra set dışındaki dostluklarını dinliyoruz aralarda. Ölüm korkusunun yanı sıra hayattaki en büyük korkusunun rolünü unutmak olması oyunculuğun onun için ne büyük bir tutku olduğunu vuruluyor bence.
Zor bir tutku oyunculuk okudukça daha çok anladım. Kimi zaman idealleri için parayı 2. 3. Hatta sonuncu adıma almış ,yaşamını tehlikeye atacak kadar odaklanmış yalnızlığı tercih edecek kadar bağlanmış. Karşı çıkmış, direnmiş. Kesinlikle okunmalı okurken karşınızda İlyas Salman var ve siz onunla hoş bir sohbet içerisindesin gibi bir tat bırakıyor damağımızda...