İzmir Kültürpark'ta bir imza gününde edindim kitabını İlyas Salmanın, kendisi ile tanışma şerefine erişerek... "Sevgili Genç Yoldaşım, ya insanca onurlu yaşamalı, ya dünyada gereksiz yer işgal etmeden göçüp gitmeli. Sizin İlyas " diye yazdı imzalarken kitabını. Ne yalan söyleyeyim çok filmini izledim takdir ederdim ama bu kadar yakından tanımazdım kendisini. Aynı imzalarken ifade ettiği gibi onurlu bir yaşam sürüp iz bırakmış hayata... Dünya görüşü, devrimci kişiliği, insana bakış açısı, merhameti vicdanı ile daha fazla değer hakkettiğini düşünüyorum. 14 filmi hakkında bir söyleşi kitabı, okuduğum ama satır aralarında anlıyorum ki aslında daha da fazlası var özellikle 80 darbesi sırasında video film döneminden kalma. Sistemi, yönetmeni, oyuncuyu ve çekinmeden kendisini eleştirebilen bir özgüvende. Yaptığı doğrular kadar hatalarını da kimseden esirgemeden okuyucuya sunuyor. Para çoğu zaman ilk planında olmamış ki sinemaya aşık 80 yaşımda da oynamak isterim diyor kısaca. Hatta çoğu zaman özel hayatının bile önüne geçtiğini söylüyor bu aşkının. Eşinden önce oyunculukla evli olduğunu vurguluyor : "Eşinden önce oyunculukla evlisin. Bu beni rahatsız ediyor işte. Film çekilirken kendimle bunun kavgasını çok verdim. Sonra dedim ki, bu filmin getireceği ödül ya da ödüller beni rahatlatacak. O yüzden sikâyetinden vazgeç ve oynamaya devam et. Yani oyunculuk maceram bir yönüyle benim davam ve kavgam ama bir yönüyle de afyon gibi."
Kendine yapılan haksızlıklar bir bakıma hayatına şekil vermiş yapılanları kabullenmiş ama kalben affetmemiş. Çirkin olarak anılmış hayatının neredeyse her döneminde çocukluğundan başlayarak. Konservatuardaki bölüm Şefi Ergin Orbey bir bakıma albenisini vurgulamak için: "Sana çirkin diyorlar ama çirkin değilsin. Güzel de diyemem. Ama yakışıklı bir