Ahmet Hamdi Tanpınar bu romanında yalnızca zamanı değil, insanın yönünü kaybetmiş hâlini anlatıyor. Sayfalar ilerledikçe şunu fark ettim: Bu kitap bir kurumun hikâyesi değil, bir savruluşun hikâyesi.
Hayri İrdal’ın hayatı bana, insanın bazen kendi iradesinden çok içinde bulunduğu çağın akıntısıyla şekillendiğini düşündürdü. Modernleşme, yenilik, düzen… Hepsi kulağa güçlü kavramlar gibi geliyor.
Romanı okurken bazı yerlerde güldüm; fakat o gülüşün hemen arkasında bir duraksama vardı. Çünkü anlatılan şey sadece geçmişe ait değildi. Bugüne de çok tanıdıktı. Zamanı ayarlamaya çalışırken ruhunu ihmal eden insanı gördüm satırlarda.
Bu kitap benim için, “ilerlemek” ile “değişmek” arasındaki farkı sorgulatan bir metin oldu. Ve belki de en çok şunu öğretti: Asıl mesele saati ayarlamak değil, insanın kendi iç dengesini bulabilmesi. Saatleri Ayarlama Enstitüsü