·464 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Nisan 2026 03:15 Şıpsevdi’yi bitirdim ve şunu net söyleyebilirim: sinir kriziyle kahkaha arasında gidip geldim resmen. Hüseyin Rahmi yine yapmış yapacağını; öyle bir yazmış ki ne sıkılıyorsun ne bırakabiliyorsun. Akıyor ama akarken de sinirlerini test ediyor.
Meftun… ya bu nasıl bir karakter? Başta komik, hatta “ya salak ama tatlı” diyorsun. Sonra bir bakıyorsun, adam tam bir çıkar makinesi. Herkesi kullanıyor, kimseyi umursamıyor, üstüne bir de kendini acayip bir şey sanıyor. En sinir bozucu kısmı ne biliyor musun? Bunun farkında ama zerre umursamıyor. “Ben böyleyim” rahatlığı var ya, işte orada insanın tepesi atıyor.
Kitap boyunca sürekli şunu dedim: “Buna biri artık haddini bildirsin.” Ama yok… yok arkadaş. Hüseyin Rahmi sana o tatmini vermiyor. Tam aksine, öyle bir son yazmış ki “bu kadar da rahat olunmaz ya” diye kala kalıyorsun. Meftun yine Meftun, hayatına devam. Sen de sinirle kitabı kapatıyorsun.
Ama işin garip tarafı şu: tam da bu yüzden kitap akılda kalıyor. Çünkü gerçek gibi. Gerçek hayatta da böyle insanlar var ve çoğu zaman hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorlar.
Kısacası: sinir oldum mu? Oldum. Güldüm mü? Fazlasıyla. Sıkıldım mı? Asla.
Hüseyin Rahmi yine hem eğlendirdi hem de sinir sistemimle oynadı. Helal mi? Helal… ama biraz da ayıp