“çünkü beni ölmekten vazgeçiren, bir başkası için bütün kalbimle ölebileceğimi hissetmemdi.”
Bu kitap insana umudun ne kadar eşsiz ve vazgeçilmez bir şey olduğunu gösteriyor. Tamamen hissedilerek yazılmış bir kitap olduğuna emin oluyorsunuz çünkü okurken siz de hissediyorsunuz. Sokak nöbetçileri serisi genel olarak hislerin kitapları zaten ama bu final kitabında daha çok hissettim. Diğer kitaplara kıyasla aksiyon, macera çok daha azdı, daha monoton ilerliyordu ama ben bu tarz kitapları okumayı sevdiğim için çok sıkılmadım. Olaysız, betimlemelerle dolu, duygularla yüklü kitaplar okumayı sevmiyorsanız bu kitabı sevmeyebilirsiniz.
İncelememin bundan sonraki kısmında spoiler olacak bilmenizi isterim. Karakterlerle ilgili düşüncelerimden başlayacağım.
Saye ve Umut, onları ayrı düşünmek bundan sonra imkansız. Evlendiler, kızları oldu ve artık büyüdüler. Tüm korkularına, zorluklara, engellere rağmen aşktan vazgeçmeyen 2 karakter. Aşka olan umudu yeniliyorsunuz.
Zeynep’in artık konuşuyor olması mucizelere daima inanmamız gerektiğini gösteriyor. Ve onun da çocuk olduğunu düşünebilen, çocuk düşüncesiyle onunla empati kurabilen herkes ona az da olsa hak verecektir.
Fırat, onun için belki de hiçbir zaman mucizeler gerçekleşmeyecek ama o buna inanmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyecek. Hikayenin güler yüzü, hayatta hala mutlu insanların olabileceğine dair olan umudu yeniliyorsun.
Poyraz, sonunda anne Helin’in onu sevdiğini bilerek yaşayacak. Bazı şeylere cesaret edemese de bazı şeylerden derin pişmanlıklar duysa da o aslında hala bir çocuk. Çok güzel bir abi ve dayı. Kardeşine ve kendine yaşatılanlara inat dayısı olarak Yağmur Ekim’e, miniğine gerekirse mucizeleri yaşatacak.
Bartu, tüm kandırılışlarına rağmen saf olmayı başarabilen, adıyla tezat duygular hisseden birisi. Onun yaşadığı aşk değil bağlılık. Hayatta sadakat ve bağlılığa dair olan umudu yeniliyorsun.
Ve Nil, en hissedebildiğim karakter. Yazar öyle bir kadın karakter yazmış ki hem dünyaya hükmedebilir hem de aşk karşısında savunmasız kalabilir. Onun yeri bende daima ayrı olacak çünkü bir kitapta da olsa bizlere dünyada hala iyi dostlar, kız arkadaşlar olabileceğini gösterdi. Onun mucizesi gerçekleşmemiş olabilir ama o, içindeki sevgiyle tüm çocuklara daima ışık olacak.
Yağmur Ekim, sokak nöbetçileriyle bir kez olsun karşılaşmış ve onlarla bağ kurmuş her insan onun ilk kelimesinin Nil olduğunu asla unutmayacak.
Son olarak kitabın içeriğinden bahsedecek olursak en başta da dediğim gibi aksiyon, macera diğer kitaplara kıyasla çok az. Daha çok bir seriye veda niteliğinde olaylar oluyor. Ama ben bu tarz anlatımları da çok sevdiğim için kitabı da çok sevdim. Kitapta Saye ve Umut’un düğününün her detayı çok güzeldi. Sonda tüm nöbetçilerin onlar için konuşma yapması çok özeldi. Tüm seri o satırları okurken bir kez daha gözünüzün önünden geçiyor.
10/10 vermemin en büyük nedeniyse yaşadığımız bu zor günlerde her bir sayfasını okurken hayatta umuttan vazgeçilmeyeceğini, yeterince istersen mucizelerin hayatın her anında yanında olabileceğini bana göstermesi.
Ve bana göre nöbetçilerin tüm kitaplarıyla okura verdiği en önemli ders; düştüklerinde, yıkıldıklarında bile ayağa kalkıp gülmeye devam etmeleri oldu. İşte seriyi en özel yapan şey de tam olarak bu.
Benim için kitapla özdeşleşen şarkı: Ed Sheeran ~ Thinking Out Loud
Sokak Nöbetçileri 4Aslı Arslan