Puan vermedi·308 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Nisan 2026 18:15 Televizyon dizilerini izleyen ve takip eden biri değilimdir ama bu aileyi ilk olarak diziden öğrenmiştim ve merak edip diziyi izlemeye karar vermiştim. Daha sonra dizi yayından kaldırılınca oldukça üzülmüş ve sonrasında neler olduğunu merak etmiştim. Sonrasında Şirin Devrim’in bu kitabını keşfedince dünyalar benim oldu.
Açıkçası kitaba başlarken "Acaba sıkılır mıyım?" diye bir korkum vardı ama kitabı açmamla şaşkına dönmem bir oldu. Şirin Devrim öyle bir anlatmış ki, sanki dışarıdan okumuyorum da olayları onlarla beraber birebir yaşıyorum gibi hissettim.
Kitapta beni benden alan şey ailenin o dolu dolu hayatı oldu. Özellikle Zeyd’in kısımlarına gelince kendimi "1001 Gece Masalları"nın içinde gibi hissettim. Bir bakıyorsunuz Paris’teler, bir bakıyorsunuz Ürdün, Amerika, Londra, İstanbul... Sürekli bir hareket, sürekli bir değişim. Konaktan konağa kültürsen kültüre ben de onlarla beraber o yeni yerlere yerleştim, o havayı soludum sanki.
İlişkileri, kuzenlerin birbirleriyle olan bağı ve çevrelerindeki o entelektüel kalabalık beni diğer etkileyen şeylerden biri oldu. Gerçekten sanatla iç içe, kendini müthiş geliştirmiş bir aileden bahsediyoruz. Oturmasını kalkmasını bilen, misafir ağırlamanın hakkını veren, gelişmekte olan Türkiye’nin o en güzel yüzünü temsil eden insanlar...
Ama benim için kitabın asıl zirve noktası kesinlikle Atatürk’ün olduğu kısımlardı. Atatürk’ün o evlere girip çıkması, ailenin onunla aynı sofrada oturup sohbet etmesi... Bunları okumak benim için gerçekten paha biçilemez bir duyguydu. Kendimi o sofranın bir köşesinde gibi hissettim.
Özetle; karşımdaki sadece bir biyografi değil, sanki içine girip yaşadığım bir dünya gibiydi. İyi ki o önyargımı kırıp kitabı okumuşum diyorum. Bir döneme şahitlik etmek böyle bir aileyi içlerinden birinin anlatımıyla tanımak çok güzeldi.
Şakir Paşa Ailesi'nin o dolu dolu hayatına şahitlik yapmsk istiyorsanız bu kitap tam size göre..