Puan vermedi·304 syf.··
2026 42. kitabı
EN İYİ ARKADAŞ. SIRDAŞ. SENATÖR. ERKEK ARKADAŞ. YÖNETİCİ. Beş yabancı. On milyon dolar. Ve ne zaman başlayacağı asla bilinmeyen bir yayın. One Lucky Winner, şimdiye kadar gördüğünüz hiçbir reality şova benzemiyor. Bu bir yarışma değil; bu, dünyanın gözleri önünde oynanan bir deney. Yarışmacılar, Kuzey Kaliforniya’daki gözlerden uzak, görkemli bir malikaneye kapatılıyor. Dış dünyayla tüm bağları koparılıyor. Telefon yok. İnternet yok. Tek bildikleri şey şu: Bir gün… bir saat… bir anda… canlı yayındalar. Yayın saati yok. Program akışı yok. İzleyiciler, yalnızca telefonlarına düşen bir uyarıyla oyunun başladığını öğreniyor. Uyarı geldiği an, dünya ekrana kilitleniyor. Sosyal medya aynı anda alev alıyor. #OneLuckyWinner trend oluyor. Kimsenin kaçma şansı yok ne yarışmacıların, ne izleyicilerin. Malikanede kamera her yerde. Ama gerçekler… saklanacak yer buluyor. En İyi Arkadaş herkesin bildiğini sandığı şeylerden fazlasını biliyor. Sırdaş, sustuğu her an bir şeyler biriktiriyor. Senatör, geçmişin gölgelerinden kaçamayacağını henüz fark etmiyor. Erkek Arkadaş, rolünü ne kadar iyi oynarsa oynasın, maskesi çatlamaya başlıyor. Yönetici ise kontrolün elinden kaymasının ne demek olduğunu öğrenmek üzere. Başta her şey bir oyun gibi. Lüks. Şarap bağları. Spa. Sonsuzluk havuzu. Ama izolasyon derinleştikçe, sırlar su yüzüne çıkıyor. Ve yarışmacılar çok geçmeden şunu anlıyor: Bu artık sadece bir reality şov değil. Birisi izlenmekten zevk alıyor. Birisi daha fazlasını istiyor. Ve birisi… kan peşinde. Oyun, dünya yarışmacıların gerçekte kim olduklarını öğrenene kadar bitmeyecek. Peki ya sen? Uyarı geldiğinde ekrana bakacak mısın? Yoksa gözlerini kaçırıp her şeyin bir kurgu olduğunu mu düşüneceksin? • Kitabın puanı 3.64 olduğu için başlarken biraz çekimserdim. Konusunu da özellikle okumamıştım. Ama ilk sayfalardan sonra bunun ne kadar gereksiz bir tereddüt olduğunu anladım. On milyon dolarlık ödül için iki hafta sürecek bir yarışma… Beş kişiden yalnızca biri kazanacak. En fazla ne olabilir ki, değil mi? Yarışmacılar da tam olarak böyle düşündü. Survivor tarzı bir format beklerken, kendilerini bir anda Squid Game’in içinde buldular. Bu kırılma anı beni bile şoke etti, yarışmacıları düşünemiyorum bile. Biz yarışmacıların gerçek adlarını biliyoruz ama ekran karşısındakiler sadece takma isimleri ile biliyor. Ve olaylar farklı karakterlerin gözünden anlatılıyor. Yarışma ierledikçe mesele sadece hayatta kalmak olmaktan çıkıyor. Sırların da en az canlar kadar tehlikede olduğunu fark eden ekip pes mi edecek, yoksa ne olursa olsun sonuna kadar mı gidecek? Bu soruyla sayfaları nefes nefese çevirdim. Her karakterin sırrını öğrenmek, bir sonraki oyunda başlarına ne geleceğini merak etmek derken zaman nasıl geçti anlamadım. Üstelik programın sunucusu bile oyunlardaki sürprizlerden habersizdi. Bu detay, “Bunu kim yapıyor?” sorusunu daha da büyüttü ve gerilimi katladı. Tam da bu yüzden okumaktan büyük keyif aldım. Farklı, ters köşe bir kurgu arayanlar için kesinlikle öneririm. Benim için çok keyifli bir okumaydı.
Everyone is WatchingHeather Gudenkauf · Park Row Published · 202419 okunma
·
82 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.