Puan vermedi·536 syf.····Okunma: 28 Nisan 2026 08:34 Öncelikle belirteyim sağlam bir psikolojiye sahipseniz okuyun yoksa depresip günler yaşayabilirsiniz. Kitap basit ve akıcı bir dile sahip olsa da sosyolojik ve psikolojik derinliği insana yoğun duygular yaşatan bir eser. Hayata başka bir pencereden bakmak terimi bu kitap için az kalır çünkü baktığınızda başınızı döndürüp , sersemletecek asansör boşluğu kadar hayatın karanlık ve acı yüzünü hissettiriyor. Hikaye deli dolu, hayattan kopuk, insani duygulara asi Kinyas ve Kayra`nın Afrika'da ki serüveniyle başlıyor. Hayatın anlamını bulamayınca hayatı ölümle birleştiren iki kahramanımız toplumsal normlardan ve insani duygulardan muzdarip oldukları için 20`li yaşlarda ailelerini terkederek bir yolculuğa çıkıyorlar. Afrika'da uzun yıllar kalıp uyuşturucu,sex, şiddet, cinayet dolu gangster tarzı bir hayat yaşıyorlar. Onlar için öldürmek nefes almak kadar sıradan bir davranış çünkü acıma duygularını asla hissetmemişler. Kayra ikna kabiliyeti ve aklıyla ön plana çıkarken Kinyas Demir yumruk gücü ve cesaretiyle ön planda. Kahramanlarımız son büyük vurgunlarını yapıp Afrika'yı terk ediyorlar ve Meksika'da bir süre kaldıktan sonra Türkiye'ye dönme kararı alıyorlar. Benim için kitabın başladığı yer burası çünkü zihinsel ölümü kafaya koymuş iki ruh hastasının ruhsal sancılarını okurken anlamaktan ziyade yaşıyorsunuz. Kinyas Ankara'ya geldikten sonra diri diri gömdüğü insan olan tarafı üzerine örtülü kin dolu topraktan küçük delikler açıp ışıklarını ruhuna yansıtınca kaybolmuşluğunu sorgulamaya başlar. İşlediği suçları, yaşadığı hayatı düşünüp saçmalığını sorgular ve ruh yoldaşı olan Kayra`yı terkeder. Yalnız kalan Kayra bunalıma giriyor kinyasın giderken bıraktığı mektupta ``gidiyorum.zihinsel ölüm saçmalığına asla erişemeyeceksin`` sözüyle kinyasın dönmemek üzere gittiğini anlayınca adaptörü kaybolmuş bilgisayar gibi enerjisini ve aklını çok iyi kullanıp zihinsel ölüm sürecini hızlandırmak için Afrika'ya geri dönüyor. Afrika'da ona zihinsel ölümünden sonra bedenine bakması için bir ömür yetecek bakıcı parasını bulmak için uzun yıllar arkadaşlık yaptığı abido`yu kandırıp ölümle tanıştırıyor bu da yetmez gibi gözlerini çıkartıp düşmanına veriyor. Zihnini durdurup nefes alan bir makine gibi yaşamak için bu kadar çaba göstermeye değer mi kafana bir mermi göndererek ölmek varken diye düşünüyorsun okurken ama Kayra intihar etmeyi saçma buluyor ve hiçbir insanın kendine yapamayacağı bir işkenceyi kendine ödül olarak görüyor.Kayra bütün ahlaki değerlerden yoksun yazılmış bir karakter olmasına rağmen demir kapının kapanma sesi kor yutmuş gibi içimi yakıp Kayra için üzüleceğimi hiç düşünmezdim.Kayra gereken parayı bulunca yatağa teslim olup dünyayı ve yaşadıkları ne varsa konuşmayı hatta en son düşünmeyi bile çıkartır geriye sadece yatakta nefes alan, 3 günde bir yemek verilen ve altı değiştirilen bir bedenle zihinsel ölümüne kavuşur. Zihinsel ölümü giden süreçte Kayrayı tekme tokat döverek adam etmek istiyorsunuz ama hiçbir ruhsal ve dünyevi amaç onu bunu yapmaktan alıkoyamıyor; bedenine bakmasi için bulduğu Anita`nın aşkı bile Kayra`nın anlamsız bulduğu hayata can veremiyor. Çok düşündüm kitabın bu bölümünde insan kendine neden böyle bir işkence yapar yada bunu yapabilen varmıdır diye. Kayran`ın yolculuğu boyunca sizde hayatı sorgulamaya insanları gözlemlemeye ve birçok davranışlarının sacmaliğına kanaat getiriyorsunuz. Ruhunuz soğuk duş etkisiyle bunalım hissediyor ve hüznü dipsiz bir şekilde icinizde hissederek okuyorsunuz.Yazarın kalemi bunu çok iyi aktarmayı başarmış. Yani kitabın bu kısmı depresip duygularınızın yükselip ruhunuzda deliklerin açıldığı bir bölüm Kayranın yolu. Yazar saolsun Kayra ile buldozer gibi ezip geçtiği okuyucuyu Kinyas`ın hayatıyla yeniden ayağa kaldırıp balon turu yaptırıyor. Kinyas yaşadığı kopuk hayattan ruhani bir uyanışla çıkıp ailesine dönüyor. Kayrayı ve kinyası hayatından çıkartıp herkes gibi olmak için mücadele ediyor. Bu zorlu yolda çelişkiye düşse de asla pes etmiyor yaşamanın ve insani duyguları hissetmenin tadına varıyor. Kayra zihnini durdurarak anlam bulmaya çalışmıyor hayatta Kinyas hayata dört elle tutunmaya çalışarak normal insanlar gibi olmak çabalıyor sizce hangisi zor yaşamı bırakmak mı yoksa yaşama tutunmak mı? Hayat yaşanması,mutlu olunması, koşuşturmanın içinde kaybolunası ve tat alınması gereken bir yolculuktur. Yaşamak bana göre Ne çok derin düşünüp anlam aranması ne de sığ düşünüp saçma yaşanması. Cambazın ağa düşerken kendini iyi hissetsede dengede durup hedefe ulaştığında daha mutlu hisseder. Bu yüzden amaçsız bir hayat olmaz,dengesiz bir ömür yaşanmaz insan elinden geldiğince yaşama tutkuyla bağlanmalı tadını kaçırmadan. Denge, acı ile çok şekerli kahvenin arasında kalan orta şekerdir.