Gönderi

Ülkemin yasalarına boyun eğdim ben!
7/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2021 41. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2021 16:41
Ülkemin yasalarına boyun eğdim ben, çünkü benimkinden çok daha büyük bir akıldan çıktıklarına ve dünyayı yaratan Tanrı adına, yüksek bir adalete hizmet ettiklerine inandım. (s.97) -> Kitabın özeti sayılabilir efendim. Yazarla tanışma kitabımdır kendisi. Okuması kolay ancak sindirmesi kolay değil, yine de anlaşılır bir dille yazılmış. Anlatımının sade, güzel, olağan olmasının yanında içeriği trajik ve toplumsal düzene değinen unsurlar barındırıyor. ----- Romanın kahramanı Andreas Pum bir savaş gazisi. Savaşta bir bacağını kaybetmiş; hayata nasıl devam edeceğini bilmeden bekliyor... Beklerken de çok şey umuyor itaat ettiği otoritesinden, devletinden, halkından, devletinden... Bu satırları okurken Pum'un duygularına, düşüncelerine, fikirlerlerine şahit oluyoruz. Öyle ya ülkesi, devleti için bacağını kaybetmiş bir adam elbette el üstünde tutulup, değer görmeliydi!? Ancak savaş sonrası oluşan toplumsal yapı, devlette oluşan değişim, yönetimde gerçekleşen fırtınalar Pum'ı hayal kırıklığına uğrayacak. Devlet savaş gazilerinin ülke ve bütçe üzerindeki yükünü hafifletme, kaba tabirle gazileri başından savma derdindedir. Pum ise madalyasını almak ve çalışma izni belgesi edinmek sevdasındadır. Hayatınu devam ettirebilmek için bir alanda çalışmasına izin veren belgenin peşindedir. Zaten oldukça acınası bir hayatı vardır. Yinede itaatkar halinden hiç ödün vermez. Otoriteye bağlıdır, kurallara saygılıdır, emirlere uyar, tanrıya inanır ve sorgulamaz. Otorite kabul edilen her kural ve kaideye uyduğu sürece hayatının huzurlu geçeceğine inanır. Kitabın bir noktasında Pum için işler yolunda gitmeye başlıyor. Madalyasını alır, sokaklarda müzik çalabilmek için taverna izin belgesi alır. Kendine hayat kurar ve iyi kötü bir evlilik yaparak hayatını yoluna sokar. İtaat etmenin ödülünü almış gibidir. Ancak hiçbir şey sonsuza dek sürmez... Bir kavga sonucu Andreas Pum madalyasını, çalışma izin belgesini kaybeder. Akabinde evini ve eşini de kaybeder. Yine ızdırap ve çile dolu günleri başlar. Nezarete atılır, kavgadan dolayı çağrıldığı mahkemeye çıkamaz tutuklanır... Yolu savaşa düşen bir adam düşünün, bir uzvunu kaybediyor, günlerce hastanelerde yaşıyor, sokaklarda taverna çalarak hayatını kazanmaya çalışıyor, evleniyor... Her şey olup bitiyor ama Pum asla baş kaldırmıyor asla isyan etmiyor asla kimseye kızmıyor. Ta kii Pum hapse girene kadar. Uğruna bacağını verdiği devletin işleyen sisteminin aslında insani değerlere ne kadar kayıtsız kaldığını görür. Pum bu noktada bazı fikir bazında değişimler yaşar. Artık onun için adalet ve yasalar saçma birer kavram halini almıştır. Çok güvendiği Tanrı'sı da onu kurtarmamıştır. Pum'ın kitabın başından beri sabit olan 'Tanrının Takdiri' bakışı, kitabın sonuna geldiğimizde yerle bir oluyor. Savaş gazilerinin dışlanması, hor görülmesi, toplum çöküşün hızlanması gözlerimizin önüne seriliyor. Trajik başlayan kitap yine trajik bitiyor. Tanrıyla kural ve kanunlarla yüzleşip tabiri caizse eteğindeki taşları dökerek hayata veda ediyor Andreas Pum. Bir bacağı eksik olan cesedi kadavra olarak iş görür sayılıyor... Kitap baştan sonra bir çırpıda bitiyor. İnsanın umutları, istekleri, hayatta kalmaya çalışma arzusu, var olmaya çabalamak için inancını ve kanunları sorgulamamasını her şeyi görebiliyoruz.
İsyanJoseph Roth · Can Yayınları · 2021276 okunma
·
54 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.