Gönderi

Puan vermedi·203 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Bir kitabın sayfaları bazen yalnızca bir hikâye anlatmaz; insanın kalbine dokunan bir vicdan aynasına dönüşür. Okurken hissettiğim şey, kelimelerin ötesinde bir sarsıntıydı. Çünkü kitap, toplumun görmezden geldiği çocukların sessiz çığlıklarını duyuruyor. Nebat Bukrek dışlayanlara isim vermeyerek onları “isimsiz” bırakıyor. Bu ironiyi okurken anladım ki, asıl kimliksizleşenler empatisini yitirenler. Çocukları yok sayan sistem, aslında kendi insanlığını yok ediyor. İşte bu yüzden, yalnızca bir kurgu değil; toplumsal bir yüzleşme okudum. Pınar Öğretmen karakteri ise kitabın kalbi. Çocukken yaşadığı zorlukları unutmayan, kendi yaralarından güç alan bir öğretmen… Onun sabrı ve sevgisi, Umut’un enerjisini, Kasım’ın sessizliğini, Hasan’ın yükünü yeniden tanımlıyor. Her birine “buradasın, değerlisin” diyerek ışık oluyor. Kitabın kapağındaki tünel metaforu, tam da bu yüzden çok anlamlı: karanlığın karşısında tek bir ışık, tek bir vicdan. Bu roman bana şunu hatırlattı. Her çocuk bir ayçiçeği gibi, şefkatli bir güneşe dönük yaşamak ister. Onları “yaramaz”, “engelli” ya da “öğrenemez” diye etiketlemek, aslında toplumun kendi vicdanını karartmasıdır. Oysa bir öğretmenin en büyük görevi, müfredat aktarmak değil; bir ruhu düştüğü yerden sevgiyle kaldırmaktır. #isimsizler benim için bir kitap olmanın ötesindeydi. Çocukların görünmez kılındığı bir dünyada, sevgiyle örülen köprülerin hiçbirini geride bırakmaması gerektiğini hatırlattı. Ve ben diliyorum ki, yollarımız hep Pınar Öğretmen gibi ışık saçan insanlara denk gelsin; isimsizler ise karanlıkta kaybolsun.
İsimsizlerNebat Bukrek · Scala Yayıncılık · 202634 okunma
·
40 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.