“... sonun yaklaşmakta olduğunu fark etmek bizi şu ana daha canlı sarılmaya teşvik edebilir.”
︎ Kitap, Yalom’un kendi terapi seanslarından süzülen on farklı hikâyeyi bir araya getiriyor. Her hikâyede bambaşka bir insanın iç dünyasına misafir oluyoruz; kimi geçmişteki pişmanlıklarıyla boğuşuyor, kimi yaklaşan sonun kaygısıyla... Ancak işin en can alıcı noktası, Yalom’un sadece hastalarını anlatmakla kalmayıp kendi zayıflıklarını, yanılmalarını ve bir insan olarak hissettiği o çaresizlik anlarını da açık yüreklilikle paylaşması.
︎ Marcus Aurelius’un o meşhur "her şey günübirliktir" sözünden aldığı ilhamla, aslında hepimizin bu dünyada birer geçici yolcu olduğumuzu hatırlatıyor.
Okurken kendinizi bazen o terapi koltuğunda oturan hasta gibi, bazen de karşıdaki bilge ama kırılgan doktor gibi hissediyorsunuz. Kitap boyunca o ağır ve karanlık görünen konular, Yalom’un kaleminde birer hayat dersine ve teselliye dönüşüyor. Nihayetinde size "evet, her şey geçici ama bu geçicilik hayatı daha az değerli kılmıyor" dedirten, insanın ruhuna dokunan bütünsel bir anlatı sunuyor.