Gönderi

Puan vermedi·480 syf.··
2026 42. kitabı
Bu kitap öyle bildiğimiz “seçilmiş kişi dünyayı kurtarıyor” masallarından değil; resmen o baskıcı, bataklık gibi atmosferi ciğerlerimde hissettim. Yazar öyle bir dünya kurmuş ki, işgal altındaki bir yerin nasıl yavaş yavaş delirdiğini, insanların hayatta kalmak için ne kadar küçülebileceğini görüyorsun. Yasnic’in omuzlarındaki tanrıyla olan o tuhaf ilişkisi ya da Ruslav’ın o bitmek bilmeyen kaçışı… Hepsi aslında tek bir şeyi sorgulatıyor: Herkesin bir çıkar peşinde olduğu bir yerde gerçekten “iyi” kalmak mümkün mü? Kitap boyunca o isyanın kokusunu alıyorsun ama öyle romantik bir devrim falan bekleme; her şey çok daha kirli, çok daha gerçek ve çok daha acımasız ilerliyor. Asıl vurucu olan kısım ise “Mükemmel İdare” ve işgal baskısının yarattığı o görünmez hapishane hissi. Herkes bir oyun kuruyor, herkes birinin açığını arıyor ama aslında hepsi koca bir dişlinin parçası olduklarını unutuyor. Okurken bazen “yuh artık, bu kadar da olmaz” diyorsun ama sonra bizim dünyadaki bürokrasiyi, adaletsizliği düşününce “aslında tam olarak böyle” diyorsun. Karakterler arasındaki o gri alanlar, kimin dost kimin düşman olduğunun sürekli değişmesi beni acayip içine çekti. Eğer düz bir fantastik değil de, insanın içine işleyen, bittikten sonra bile o puslu havasından çıkamayacağın sert bir hikaye arıyorsan, bu dünya seni zaten bir şekilde yutuyor.
Son Şanslar ŞehriAdrian Tchaikovsky · Eksik Parça Yayınları · 20265 okunma
·
21 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.