Jean Teulé, ölümü bir ticaret metaı haline getirerek aslında modern insanın anlam arayışındaki o büyük boşluğu ve hayatın saçmalığını (absürdizm) en uç noktadan sorgulatıyor. Bu kitap, intiharın bir "hizmet" olarak sunulduğu o karanlık dükkân üzerinden, yaşamın kutsallığına değil, insanın mutsuzluğu bir kimlik haline getirme saplantısına felsefi bir darbe indiriyor. Okurken, varoluşun ağırlığı altında ezilmek ile o ağırlıkla alay etmek arasındaki o ince çizgide yürüdüğünü hissedeceksin; bu da seni "Hayat, ona yüklediğimiz anlamlar kadar mı değerlidir?" sorusuyla baş başa bırakacak.
Bence bu eseri, Cioran’ın o keskin nihilizmi ile Camus’nün absürt kahramanının birleşimi gibi okumalısın; çünkü dükkânın tüm o sistemli karamsarlığını sadece bir çocuğun sebepsiz neşesi yerle bir edebiliyor. Kitap aslında bize şunu fısıldıyor: En rasyonel ve en karanlık kurgulanmış mutsuzluk bile, yaşamın içgüdüsel ve mantık dışı olan yaşama sevinci karşısında aslında ne kadar kırılgandır. Kendi içindeki o karanlık dehlizlerde kaybolduğun anlarda, bu kara mizah dolu anlatı sana umudun bir zorunluluk değil, varoluşsal bir direniş olduğunu en absürt yoldan kanıtlayacak.