Puan vermedi·120 syf.····Okunma: 26 Nisan 2026 08:09 Bazen bir kitap okursunuz, 100 sayfa ama ağırlığı binlerce sayfa gibi gelir. Jean-Louis Fournier’nin Dul kitabı tam olarak böyle. Eşini kaybettikten sonra tuttuğu o "yas günlüğünü" anlatırken, ne büyük laflar ediyor ne de bizi ağlatmak için zorluyor. Aksine mutfaktaki bir gözlükten, yatağın buz gibi soğuk tarafına kadar hayatın en sıradan ve en can yakan detaylarını önümüze koyuyor.
Yazarın o acı ama dürüst tarzını çok sevdim. Mesela, "Artık kimse bana 'Neredesin?' diye sormuyor. Özgürlük buysa, ben istemiyorum," dediği yerde durup bir nefes almam gerekti. Çünkü bu kitap sadece bir ölüm hikayesi değil "biz" olmaktan zorla "ben" olmaya düşüşün, yarım kalmışlığın ve o devasa boşluğun hikayesi.
Hüzünlü mü? Evet. Ama bir o kadar da içten ve gerçek. Eğer yalnızlığın ve sevginin en yalın halini okumak isterseniz kesinlikle öneririm.