·160 syf.····Okunma: 26 Nisan 2026 13:09 Hakikatin yittiği sisli eşik... Özgür Taburoğlu, “Hakikat Sonrası Olaylar ve Nesneler” adlı eserinde tam da bu eşiğin tekinsizliğine çağırıyor okuru. Eşyanın ve hâdiselerin, alışılageldik mânâlarından sıyrılıp üzerimize abandığı bir düzlem burası. Görünenin ardındaki dipsiz uçuruma bakıyoruz; nesneler dilsiz değil artık, kendi başlarına buyruk birer fail gibi dolanıyorlar etrafımızda. Kesif bir yabancılaşma hissi... İnsanın kendi kurduğu dünyaya dışarıdan, adeta bir yabancı gibi bakması; hakikatin yerini alan suretlerin, yanılsamaların gölgesinde yitip gitmesi...
Taburoğlu, gündelik hayatı ve yapıları eşeleyen bir yapısöküm ustası edasıyla deşiyor o kabuğu. Çatlaklardan sızan ışık, aydınlatmaktan ziyade kör ediyor gözlerimizi. Çünkü asıl mesele, varlığın değil, hiçliğin nasıl da somut bir nesneye dönüştüğü. Parçalanmış idrakler... Yalnızca dış dünyanın değil, bizzat zihnin de bir derealizasyon girdabında sürüklenişi. Anlam çöküyor içten içe.
Bu çöküşün orta yerinde, kırık dökük parçaları bir araya getirme çabası yazarınki. Belki de en büyük korkumuz bu: Mânânın tamamen buharlaştığı, imkânların tükendiği bir evrende, insanî olanı yitirip salt bir ‘nesne’ye dönüşme ihtimali. Soğuk. Hissiz. Ve yapayalnız...