·218 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Nisan 2026 13:31 Kitap birbirinden bağımsız beş öyküden oluşuyor. Konular her ne kadar birbirinden bağımsız olsa da okurken hissettirdikleri birbirine yakın. Sartre gibi varoluşçu yazarlarda özellikle yaşamın içerisinden onun varlığını huzursuz eden şeyleri yazması bizim de bazen gündelik hayatımızda benzer hisleri taşımamızı dile getirmesi bakımından yazdıklarını daha değerli hale getirebiliyor. Camus kadar hayata olumsuz, insanın hedefini, amacını tamamen kaybettiğini, bulamayacağını düşündürtmez. Ama huzursuz olduğunu da görürüz.
Beş farklı hikayede inişler çıkışlar bazıları daha iyi bazıları gereksiz uzunluktan sıksa da genel olarak beğenilebileceğini düşünüyorum. Kitabın ismini de aldığı ilk hikaye özellikle en güzel olduğunu düşünüyorum. İnsanın sürekli kendini tanıması, ölümün de var olduğu bir dünyada insanı bunun bilincindeyken ne kadar mutlu, huzurlu hissedebileceğini bize söylemektedir. İnsan ki o ölümün vakit içerisinde gerçekleşebileceğini bilir, o anlık mutlulukları onu yaşamın genelinin mutluluk dolu olduğuna ikna etmez. Birçok öyküsünde kendini kaybetmiş, kendini arayan, bir amaç uğruna tutunmaya çalışan ve ölümün varlığı karşısında her şeyin değersizliğini gösteren karakterlere ve sohbetlere tanıklık ederiz.