·336 syf.····Okunma: 26 Nisan 2026 15:01 Bu yazardan okuduğum ikinci kitap.
Seviyorum böyle psikolojik işleri. Kitaplarında hasta olan insanlara da yer vermesi çok hoş; bana da ayrı bir zevk veriyor. Aynı Sinan’da olduğu gibi, bir insanın hayatına ister küçük olsun ister büyük olsun dokunabilmek çok güzel bir şey.
Az buçuk durağan geçti. Ben çok takılmıyorum durağanlığa; sadece benim canımı sıkan şey “sevgili okuyucu, sevgili dostlarım” muhabbeti. Balkabağı ve Tarçın’da da aynısı oldu, bunda daha çok canımı sıktı. Zaten durağan, yavaş işleyen bir kitap ve Sinan her cümle sonuna “sevgili dostlarım” ekleyip kamu spotu söylüyor. Bu da bende kendimi parçalama isteği uyandırıyor çünkü bana göre kitaplarda geçen bu dördüncü duvarı yıkma işi samimiyeti uzaklaştırıyor.
Istırap vericiydi. Gerçekten benim için ıstırap vericiydi. Ne Elvin’e odaklanabiliyorum, ne aralarındaki çekime, ne de konuştukları konuya… Çünkü Sinan bir cümle söyleyip diğer satırda “sevgili dostlarım” deyip el sallıyor.
Her kitabında bu okuyucu muhabbeti varsa geçmiş olsun diyorum.