·192 syf.····Okunma: 22 Nisan 2026 14:56 Niccolò Machiavelli tarafından 1513 yılında genç prens Lorenzo Medici'ye hediye olarak sunulan siyâsetnâmedir. Eserin muhtevası hükümdarlık yapmakta yahut yeni olacak prenslere tavsiyeler verilmesi şeklindedir. Her bir tavsiye kendi içinde bölümlere ayrılmış ve içeriği Machiavelli'nin derin tecessüs ve akıl yürütmeleriyle yazılmıştır.
Evvelâ kitabın dünya edebiyatındaki yerine bakmak gerek. Prens veya Hükümdar dediğim gibi siyasetname türündedir. Machiavelli'den önce de sonra da bu türde kitaplar yazılmıştır ancak kitabın ayırıcı vasfı, hükmedene basit tavsiyeler vermesinden değil; hükmedilene dair katıksız gerçekliği vermesindendir. Evet, çoğu siyasetname yazarı bu saf gerçekliği verdiğini düşünerek yazıldı. Ancak sanmıyorum ki insanı bu denli dürtüsel yahut tabiri caizse hayvansı özellikleriyle tasvir eden başka bir siyasetname olsun.
Hükümdarın en önemli özelliklerinden biri halkı tanıması olmalı der Machiavelli. Ne üstten bakmalı ne de boyun eğmeli. Örneğin:
''Tıpkı manzara resmi isteyenlerin yüksek tepelerin tabiatını gözlemlemek için alçak ovalara inmesi, alçak ovaları ise yüksek dağların tepelerinden gözlemlemesi gibi'' s.09
Yakından uzağa sıralarsak devleti oluşturan üç grup vardır, bunlar; siyâsetçiler (üst kademedeki yöneticiler), askerler ve çoğunluğu oluşturan halk veya millet. Her ne kadar prens devletin en müreffeh kişisi gibi görünse de bu üç ayrı unsuru da mutlu etmeli veya en azından kendisine karşı gelip tahttan indirmeyecek kadar rahat durdurmalı. İşte kitabın asıl noktası: ''Amaca giden her yol mübahtır.'' Ayakta kalan devlet sahibinin gerekirse bu uğurda iyi erdemler değil aksine güç ve iktidar odaklı tabiri caizse kaypak olması gerektiğini tavsiye eder. Çünkü Machiavelli güruhların iyi erdemlerden sorun çıkarmadığını değil, temelinde çıkar ve korku olduğu sürece düzen sağlanacağını söyler. Hatta durum öyledir ki prensin iyi erdemlere sahip olması yararına değildir. Örneğin:
''Sahip olunmadığı takdirde devleti elde tutmanın zorlaştıracak kötü özelliklerle ün salmaktan korkulmamalıdır, çünkü her yönüyle incelenecek olursa, erdem gibi görünen bir özelliğin felakete neden olduğu, ancak kusurlu görünen bir özelliğin refah ve güven saldığı görünür'' s.95
Prensin iyi olmasına gerek yoktur, iyi görünmesi yeterlidir. Korkak mı olmalı yoksa zalim mi? Kesinlikle zalim olması daha evlâdır. Sıradan bir kişi prensi dengi değil, erişemeyeceği biri olarak görmelidir. Cömert olması devlet hazinesini bitirmesine ve devletin fakir olmasını sağlar, cimri olması ise yakın çevredekileri rahatsız etse de genel kitle için daha iyidir. Bu cimri olma durumunu henüz okuduğum Cemil Meriç'in ''Kırk Ambar''ında görüyorum. Padişah, Abdülmecit(1839-1861) ve Abdülazizler(1861-1876) devlet kasasını Batıyla rekabet etmek için harcamış ve imparatorluk 1881'yılında iflasını açıklamıştır.(Muharrem Kararnamesi) Padişah Abdülhamit ise, gereksiz harcamalardan kaçınmış, Abdülaziz döneminde büyük maaliyetlerle bir araya getirilen donanmayı Haliç'e demirletmiştir. Kendinden sonraki yönetim elbette imparatorluğun çok sıkışmasından dolayı müreffeh olmasa da bitik de değildi.
Bu tarz kaynağını insanın yaradılışından alan tavsiyeleri, Machiavelli türlü başlıkların içinde verirken tarihi örnekler kullanır. Özellikle 15. yy. İtalyan coğrafyasındaki Venedik, Genoa(Ceneviz), Floransa, Papalık vb. devletçikleri. Haricinde Fransa tarihi, Roma tarihi ve yer yer Türk devletinden de vakalar verir. Verdiği örnekler hem oldukça yerinde hem de yazarın derin bir bilgi birikimini gösteriyor.
Özetle Prens dünya yazım tarihinin en büyük eserlerindendir. Önermeler prens olmasak da toplumdaki bir kesimi temsil ettiğimiz(yönetilen) ve bazılarımızın toplulukları yönetme gereksinimi olduğu için(Öğretmenin öğrencileri yönetmesi gibi) hayatta karşılığı var. Dolayısıyla böyle bir klasik eserin çok daha fazla okunma ve bilinmesine ihtiyaç vardır. Keyifli okumalar.