Çoğu kişi Fareler ve İnsanlar'ın sonuna "yazık, arkadaşını öldürmek zorunda kaldı" diye bakıyor. Ama ben orada başka bir şey görüyorum: George aslında o silahı ateşlediğinde, hayata karşı tek masumiyetini, yani "inanma yeteneğini" vurdu.
Lennie, George için sadece bir arkadaş değil; George’un bu sert ve kirli dünyada tutunduğu tek çocuksu yanıydı. Kendi çiftliklerini kuracaklarına dair o saf hayal, sadece Lennie’nin zihninde gerçekti. George, o tetiği çekerken aslında kendi hayallerinin de infazını gerçekleştirdi.
Kitabın sonunda George kalabalığa karışıp giderken, fiziksel olarak yaşıyor olabilir ama ruhu, o nehir kenarında Lennie ile birlikte kaldı. Bence bu kitabın asıl trajedisi Lennie’nin ölmesi değil; George’un artık "herkes gibi" bir adama dönüşmek zorunda kalmasıdır. Artık kimse ona tavşanları anlatmayacak, kimse ona umut dolu gözlerle bakmayacak.
Bazen hayatta kalmak, ölmekten çok daha ağır bir cezadır. George o gün o nehir kenarından yürüyüp giderken, dünyanın en yalnız adamı oldu.