Puan vermedi·552 syf.····Okunma: 26 Nisan 2026 19:39 Dune Çocukları, ilk kitaptan sonra farklı bir yol izliyor ve yeni bir hikaye başlatmaya çalışırken kendince zorluklar yaşıyor. Dune serisini önceden duyan veya araştıran birini kitaba çekecek 2 konu var bence. Biri Paul Atreides diğeri ise Altın Yol. Bu kitabı Altın Yolun başlangıcı anlatan bir kitap olarak düşünebiliriz. Ancak tam olarak bu görevi üstlenememiş. Altın Yolun başlangıcını işlerken hikaye olarak çok zayıf kalmış. Kitabın başı ve sonunda ilgi çekici olaylar oluyor. Diğer yanda kitabın ortaları gereksiz ve birbirini tekrar edermiş gibi olaylardan oluşuyor. Bu da kitabın büyük çoğunluğunu okurken sizi acaba bıraksam mı diye düşünmeye yöneltiyor. Ben sürekli olay aramam ve Dune Mesihi'ni okurken de baya zevk almıştım. Ancak bu kitapta yazarın dağınıklığından mıdır nedir okurken baya zorlandım. Konusuna gelince:
Paul'un çöle gideli 9 sene olmuş. Alia Atreides imparatoriçe olarak hüküm sürmekte ve Leto ve Ganimet de 9 yaşına varmışlardır. Dune artık yağmurun bolca yağdığı, zaman zaman nemli, ağaçların bol olduğu bir gezegen olmuştur. Bu kitapta kum solucanlarının gezegene gelişi ve işleyişi hakkında yeni bilgiler öğreniriz. Kumalabalıkları başka bir gezegenden gelmiştir ve eskiden yüzeyi sulak olan Arrakisteki suları depolayarak Kum Solucanlarına dönmüşlerdir. Bu yüzden su onlar için ölümcüldür. Yani Arrakis'in bu yeni ve nemli hali gelecekte melanjın da sonu olacaktır.
Alia Atreides'in hilkat garibesi olduğu ve Baron Harkonnen tarafından ele geçirildiği iddiası, Leydi Jessica'nın Bene Gesserit oyunları, Vaiz'in Muaddib'in dinine karşı mualif duruşu ve ikizlerin komplolara karşı geldiği ve kendi yolunu çizmeleri olayları genel olarak şekillendiriyor diyebiliriz.
Diğer taraftan ise seriye Corrino Hanedanından yeni karakterler katılır. Farad'n ve Wensicia, anne- oğul olarak Alia Atreides'in gözünde yerleri vardır. Ancak asıl tehdit olarak ikizleri görürler ve bunun için suikast planları vardır. Farad'n ise Leto'nun Altın Yol planında önemli bir rol oynamaktadır.
Bu kitabın sorunlarına gelince bence en büyük sorunu hikayesinin güçlü olmaması, ikinci sorunu ise temposuzluk. Bu ikisi birleşince kitabı birçok kez bırakmak istiyor ve okumak istemiyorsunuz. Bazı karakterler ise amaçsızca ve hikayeleri bir yere bağlanmadan veya kimseyi etkilemeden takılıyorlar. Gurney Halleck ve Irulan gibi karakterler bu kitapta pek bir işlevi olmadan takılıyorlar. Özellikle Irulan çok önemsiz bu kitapta. Diyaloglarda çoğu zaman salak konumunda. Ne kimsenin fikrini değiştiriyor ne de bir aksiyon alıyor. Corrino Hanedanına yeni karakterler eklenmesine rağmen bu karakterlere çok ilgi çekici olaylar yazılmamış. Laza Kaplanlarıyla olan suikast girişimi mantıksızdı. Başarısız olacağı daha ilk dakikadan belliydi ve bu kadar zayıf bir plana bel bağlamamak gerekirdi. Ayrıca Wensicia ile Farad'n ilişkisinin kırılganlığı da Atreideslerin işini kolaylaştırıyordu. Alia'nın ise saray içinde Idaho ile Javid ile Irulan ile yaptığı konuşmalar ise çoğu zaman sıkıcıydı. Onun yerine Baron Harkonnen ile birebir konuşmalar yapmasını ve ona göre daha radikal hareketlerde bulunmasını görmek isterdim. İlk kitapla karşılaştırıldığında ise siyaset ve ekonomik olarak çok daha zayıf analizler yer alıyor ki bence ilk kitabı bu kadar harika yapan şey bu analizlerdi.
Her şey rağmen takdir ettiğim şeyler de var. Son 100 sayfadaki olaylar yüksek kalitedeydi. Keşke kitabın geneline yayabilselermiş. Letonun kum solucanına dönüştükten sonra başlayan olaylar zinciri tempoyu alıştığımız Dune temposuna getirdi. Babasıyla çölde karşılaşmaları ve Vaiz'in konuşmaları hikayeyi taşıdı. Vaiz, kalabalık içinde bıçaklanması Paul için güzel bir son oldu. Ayrıca Alia Atreides'in bu trajik hikayesi üzerine tapınaktan atlayarak intihar etmesi her ne kadar üzse de okurken bir şok etkisi yarattı.
Altın Yol
Altın Yol Leto'nun gitmek istediği; babasının ise görüp gitmekten korktuğu yol olarak verilir. Leto bu yolda gitmek için kum solucanlarıyla birleşir. Vücudu, organları kum solucanları tarafından sarılır ve bir bütün olma yoluna girer. Bu onu nihayetinde bir solucana çevirecektir. Buna karşılık 4000 yıl boyunca yaşayacaktır ve dünyayı uzun vadede yönetebilecektir. Bu yolda Tayfun Savaşının ismi geçer ancak ne olacağını göreceğiz. Serinin 4. kitabı Tanrı İmparator ismini gerçekten hak ediyor.
Lore Değişikliği
İlk iki kitapta hilkat garibeliğinin tanımında sadece ana rahminde bilince kavuşmak gibi anlatılırken bu kitapta birden genişletilmiş. Artık hilkat garibeliği bilincine eriştiğin kişilerden birinin bedeni ele geçirmesi ve kontrol etmesi gibi bir anlam olmuş. Leto ve Ganimet de hilkat garibesi olarak anılıyordu fakat bu kitapta asıl hilkat garibesi Alia Atreides oldu.
Ganimet ve Leto
Bu kitabın ve serinin en büyük sorunu benim için fazla kaderci yazılması ve seçilmiş kişi , ana kahraman üzerinden dönmesi. Seçilmiş kişi konseptine karşı değilim ancak o kişiyi hikayeden çıkarıp diğer karakterlerle devam etmek büyük bir değişiklik. Bu kitabın da en büyük sorunu karakterlerin yeterince ilginç olmaması. Paul Atreides in rol olarak görevini devralan Leto ve Ganimet ilgi çekiciden çok sinir bozucu geliyor. 9 yaşında olmaları ve her şeyi bilmeleri garip bir tercih. Hem bedenen zayıf olmaları, çocuk vücudunda çok olgun konuşmaları alışabildiğim bir şey değil. Bu kadar güçlü olup tahttan bu kadar uzak olmaları da hoşuma gitmiyor. Diğer karakterlerle etkileşime geçmiyorlar, kendilerini geliştirmiyorlar, kehanet güçleri oldukları için her şeyi biliyor ve yapıyorlar. Bir olaya girdiklerinde zaten üstün oluyorlar. Doğumdan bu kadar güçlü olmaları ve bu gücün kaderci yapıya dayanması hem duyguya pek yer bırakmıyor hem de okurken klostrofobik bir hissiyat yaşatıyor
Vaiz
Bu sırada farklı bir olay örgüsü olarak vaiz karakteriyle tanışırız. Vaiz, gözleri yerine göz çukurları olan, eski nesil damıtıcı giysi ve maske kullanan, saçlarına ak düşmüş biridir. Fiziksel olarak Paul’a benziyor diyebiliriz. Muad dib’in dinine karşı vaazler vermekte ve büyük bir kesmi etkilemektedir. Çoğu Fremen onun Paul Muaddib olduğuna inamaktadır. Vaiz’in konuşmalarında asıl eleştirdiği ise bu dinin yanlış anlaşıldığı, rahiplerin bundan faydalandığı, insanların Muaddibten sonra ahlakını kaybettiğidir. Ve tabi ki bu karakter aslında Paul Muaddib'tir. Dune Mesihi kitabında çöle gittikten sonra hayatta kalmış ve kendi yarattığı dinin karşısında bir güç olarak çölden yeniden doğmuştur. Ve bu kitabın karakter bakımından fakir olduğunun en büyük kanıtıdır bu karakter. Çünkü onca yeni karaktere ve hikayeye rağmen bu kitapta benim için en ilgi çeken karakter yine vaizdir. Yani bu kitap önümüze farklı şeyler koymayı pek beceremez ve eski karakterinin ekmeğini yer.
Aynı zamanda Alia, Jessica, Idaho gibi karakterlerin kitap boyunca Vaiz'i aaa acaba bu muaddib mi? Gerçekten Muaddib olabilir mi sorgulamaları baymıştır.
Özetleyecek olursak ilk kitaptan sonra bu kitap bir hayal kırıklığı oldu. Ancak sonuna geldiğimde yine de diğer kitabı okumak istiyordum. Bu kitabı Altın Yol'a geçmek içmek okumamız gereken bir kitap olarak bakabiliriz.