·224 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Nisan 2026 23:25 Soygun
“Masalları artık değiştirmek lazım dostum, ormanların sultanı Aslan değil tilki olmalı…”
*****
Eserin konusu Osmanlı dönemi padişahlarından Sultan Mahmut zamanında geçmektedir. Osmanlı sultanı sarayın güvenliğine teftiş etmek için bir hırsızlık düzenlenmesini emreder ve başlarının Şeyh Übeydullah çektiği i bir hırsız taifesinin kurulmasını sağlar. Bu hırsızlar kendi isimleriyle değil hayvan özelliklerinin isimlerine yansımasıyla isim almışlardır ve sarayın değerli hazinelerinden kaşıkçı Elması’nı çalmayı planlamışlardır bu plan dahilinde elması çaldıklarında bu Elmas’ın sahte olduğunu görmeleri üzerine yeni olaylar cereyan etmiştir.
O dönemdeki Yunan sorunlarına da hafif bir değinip mini kitabı tamamlamış yazarımız.
*******
Kitapta ilk başta soyguncular daha sonra soygun planı ilk yüz sayfada anlatılır. Sonraki yüz sayfada ise soygundan sonraki sonuçlar ve gün yüzüne çıkan gerçekler üzerine bir anlatım vardır.
*********
Kişiler:
Ubeydullah Ağa:(Aslan):Öğretmen
Kızıl Saadettin(Tûtî)/ Kızıl Mücellit
Elmastraj Yuvanaki(Bukalemun)
Hırsız Zahid (Porsuk)
Cündî Beşe(Ceylan)
Zafîre Kadın(tavşan)
Re’fet Kadınefendi
Asiye Hatun: hırsızın ikinci annesi
Rila:( Dilber)hırsızın sevdiği
*********
Kitabı okurken “La casa de Papel” dizisini izliyormuş gibi hissettim. Özellikle karakter isimlerinin kendi isimleri olmamasından dolayı bu hissim kuvvetlendi.
İskender Pala’nın eşsiz eserlerinden bir yenisi daha diyebiliriz ancak usta yazarın kaleminin hafiflediğini, olay örgüsünün daraldığını gördüm. Bu yüzden eski lezzeti alamadım okurken. Ama yine her zamanki gibi polisiye, tarih ve aşk üçlemesini elden bırakmamış. Ancak tarihi bilgileri çok kısıtlı tutmuş. Bu da eminim ki İskender Pala’cıları hüsrana uğratmıştır.
********
Kaşıkçı elmasının hikayesi çok hoşuma gitti buradan da paylaşmak istiyorum;
İstanbul'da çöpleri karıştıran bir adam, parlayan yuvarlak bir taş bulur. Taşın ne olduğunu bilmeden bir kaşıkçı esnafına götürür ve üç tahta kaşık karşılığında takas eder. Hikayeye göre elmas, onu 3 tahta kaşık karşılığında alan kişiden veya şeklinin kaşığa benzetilmesinden dolayı "Kaşıkçı Elması" adını almıştır. Taş, kaşıkçıdan bir başkasına, oradan kuyumculara geçip değerinin anlaşılması üzerine saraya, Osmanlı hazinesine ulaşır.
Ama kitapta bir hikaye daha var ki bu hikaye yalanlar nitelikte.
Aslında kaşıkçı elması Zafire Hatun’un yüz görümlüğüymüş…
En iyisi mi okuduktan sonra siz karar verin bu elmasın hikayesine