Puan vermedi·384 syf.····Okunma: 27 Nisan 2026 00:00 Tüm kitabı özetleyecek o alıntı;
" Kadınlar, eski kimliklerini reddetmeyi, yerlerini ve görevlerini bilmeyi, gerçek haklarının olmadığını ama uyum sağlarlarsa belli bir noktaya kadar korunacaklarını anlamayı ve kendilerine atanan kaderi kabul edip isyan etmeyecek veya kaçmayacak kadar kendilerini küçük görmeyi öğrenmek zorundadır."
Distopya setine benzeyen dünyaya;
Kadının adı yok, çalışma hayatı yok kısacası aklınıza gelebilecek hiçbir şeye hakkı yok. Bir sabah uyanıyorsunuz ve kadınlara ait ne varsa alınmış. İşe gidemiyorsunuz, kartlarınızı, hesaplarınızı kullanamıyorsunuz. Erkeklere muhtaç bırakılıyor. Sadece madden mi manen de yoksunuz. Aşk yok, duygu yok. Kadınlar iki ayaklı bir rahim. Tek gayeleri doğurmak. Doğuramıyor mu o zaman kısırdır, bir kusuru vardır, eksiktir. Psikolojik ve sosyolojik şiddetin tokat gibi yüze vurulduğu o kitap.
Gilead Cumhuriyeti adlı rejimle başlayan bu doğurganlık adı altında kadınların haklarını ellerinden alan roman aslında distopik anlatışına karşın bu olayların yabancı gelmediğini gözler önüne seriyor. Bu yüzdendir ki kitabın en korkunç yönü asla imkansız gelmemesidir.
Offred adlı karakterimiz zaman zaman geçmişe giderek özgür günlerini hatırlayarak içindeki direnç ve umudu büyütür. Ne var ki sessizlik içinde. İnsanın iç dünyasını ele alan bu kitapta şu soruya cevap aramalıyız aslında
Haklarımız, özgürlüğümüz gerçekten bir anda mı ellerimizden kayıp gider?