Evet CÜMBEZİN KIZI bitti ve ben gözlerimdedinmeyen bir nemle kapattım son sayfayı...
Bu kitabı benim için bu denli sarsıcı kılan ise anlattığı her şeyin gerçek bir hayat hikayesine dayanıyor olması.
Okuduğum her satırda, dökülen her kelimede o yaşanmışlığın ağırlığını hissetmek ruhumu bambaşka bir yerden yakaladı.
Kitap boyunca Kıbrıs’ın o sıcak, yaşanmışlık kokan atmosferinde kaybolurken aslında her bir sayfada Suların Sultanı Hatice’nin o sessiz ama vakur mücadelesine tanıklık ettim. Hatice’nin aidiyet arayışı, omuzlarındaki geçmişin yükü ve hayata tutunma çabası beni benden aldı.
Ülkü Demiray öyle bir dil kurmuş ki, Hatice’nin her bir kalp çarpıntısını, çaresizliğini ve o küçücük umut kırıntılarını sanki bizzat yanındaymışım gibi yüreğimde hissettim.
Hele o son
Tüm bu olanların gerçekten yaşandığını bilerek o son sayfalara gelmek,kelimeleri boğazımda düğümledi; Gözyaşlarım dökülüverdi...Bir hikayeye veda etmek hiç bu kadar sarsıcı, bir insanın gerçeğine dokunmak hiç bu kadar yakıcı olmamıştı. Aile bağlarının ne kadar güçlü ama bir o kadar da kırılgan olabileceğini, geçmişin peşimizi asla bırakmadığını bu denli çıplak bir gerçeklikle görmek beni çok etkiledi.
Hatice benim için artık sadece bir roman kahramanı değil, küçücük yüreği ve bedeniyle o büyük fırtınalardan geçmiş bir can...
Eğer ruhunuza dokunacak, sizi hem hırpalayacak hem de bir gerçeğin tanıklığıyla büyüleyecek bir yolculuğa çıkmak isterseniz, bu hikayeye kendinizi bırakın derim. Ama yanınıza mendillerinizi almayı unutmayın..
Nennane'yi , Kumane'yi ve diğerlerini okudukça hak vereceksiniz.
Kitabımı sadece okuyup bitirmek yetmedi, sanki her bir satırını ruhuma mühürlemek istedim...
Bi solukta bitirebileceğiniz fakat etkisini uzun süre üstünüzden atamayacağınız bir kitap. TAVSİYEMDİR KEYİFLİ OKUMALAR