Ana kahramanımız İnce Mehmed. Köylüye göre zayıf, yazara göre güzel, iyi düşündüğünden dolayı ince. Dağ köyünde yaşayan her türlü zulüm gösteren ağaya karşı gelip eşkıya olan iyi kalpli İnce Mehmed’in hikayesi.
Eşkıyalık hayatı çokça anlatılıyor kitapta iyisiyle kötüsüyle. Doğa tasvirleri güzel anlatılmış çalılar, seyrek ağaçlar, kayalar, otlar, ovalar, dereler. İnce Mehmed dağlarda gezerken ben de kendimi trekking yapıyor gibi hissettiğim anlar oldu. Çukurova’yı anlatıyor daha çok da yukardaki köylerini, aşiretleri.
İnce Mehmed’in köylünün yararına çok büyük bir ideali var. Toprak ağalığına karşı herkesin kendi toprağına sahip olması.
Ağa öldükten sonra ince Mehmed’in etrafında toplanan köylülerin, ağanın ölmediğini öğrenince Mehmed’i kötüleyip Ağamız bir tanedir demeleri ilginçti. Türk insanı bireysellikten özgürlükten çok, başında bir liderin olmasını her zaman istemiştir. Bunun en güzel örneği.
Çok edebi bir roman değil. Sekiz puan verecektim ama kendi halkımızın hikayesi olduğu için dokuz verdim.
Zulme, adaletsizliğe karşı direnmek gerekir. Bunun içinde bir lider lazımdır.
Kitaptan bana kalanlar;
-Vay dedi vay Çocukluk.
- Koca Ahmet bir dehşet olduğu kadar bir sevgiydi de. Koca Ahmet bu iki duyguyu yıllar yılı bu dağlarda yan yana götürebilmişti. Bunun ikisini bir arada götüremezse bir eşkıya, dağlarda bir yıldan fazla yaşayamaz. Eşkıyayı korkuyla sevgi yaşatır. Yalnız sevgi tek başına zayıf tutar. Yalnız korkuysa kindir.
-Sarp yerlerin insanları adım atarken ayaklarını havaya fazla kaldırırlar. Dizleri hizasına kadar. Sonra ihtiyatlı, korka korka indirirler. Buna alışmışlardır. Halbuki, ova insanları tam aksinedir. Ayaklarını yerde sürercesine giderler.
-Memede olan olmuştu düşünüyordu artık. Dünya kafasında büyümüştü. Dünyanın genişliğini düşünüyordu. Değirmenoluk köyü bir nokta gibi kalmıştı gözünde. O kocaman Abdi Ağa, karınca gibi kalmıştı gözünde.
-Görüş sahası ne kadar dar olursa olsun, insan hayal gücü geniştir.
-O zaman korkuyordu. Her şeyden korkuyordu. Orman üstüne üstüne geliyordu. Korkuyordu. Şimdi cesur. Karar vermiş. Dünyası yırtılmış, geniş. Hür olmanın tadını tadıyor.
-İnsanları sözleriyle değil, hareketleriyle ölç. Ondan sonra da arkadaş olabileceğin insanı seç.
-Kemiğim Allahtansa, etim Süleyman emmimdendir.
-İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri, İşte oraya değmemeli.
-Konuşan insan, böyle kolay kolay dertten ölmez.
-Aşiretleri zorlan Çukurovaya yerleştirdi Osmanlı. Tarla verdi, topu çıkardı. Yaylaya çıkmayalım diye de dağ yollarına asker dikti. Ondan sonradır ki aşiret bozuldu. Töreler kalktı. Devir döndü. İnsan miskinleşti.
-Ağalar fıkara halkın elinden tarlalarını almak için başvurmadıkları çare kalmaz. Kimisi kanun yoluyla, kimisi rüşvetle, kimisi de zora başvurarak. Eşkıyalar da bir zor silahı olarak kullanılır.
-Dört beş kocaman köpek, araya almışlar küçük köpeği. Saldırırlar. Küçük köpek kaçmaz, kendini savunur. Savunduğu gibi, onları yener de. Demek, der Köroğlu, bir küçük köpek, yürekli olunca yener. Mehmet Köroğlu'nu dinledikten sonra, bir daha yemin etmişti Ağayı öldüreceğine.