Beyaz Leke çok severek okuduğum bir kitaptı. Özellikle ilk kitapta Tugay’ın “imkansızlıklar imkan dahilinde” deyip buna inanması ve o kadar işkenceye rağmen içinde umut kırıntısı olması çok hoşuma gitmişti.
Bir de Tugay’ın Eftalya’yı her haliyle sevip ona kendini sevdirmesi de çok hoştu.
Ama ve lakin…
İkinci kitabın sonu bana göre olması gereken bir son değildi. Kitap evli, mutlu, çocuklu da bitemezdi ama kitabın sonunda karakterlerin bir anda ölmesi saçma geldi bana. Eftalya’nın her gözyaşına bir bina patlatan Tugay, onun idam edilmesine hayli hayli engel olabilirdi bence. Eftalya’nın üç yıldır tanıdığı Tugay’ı unutmayıp çocukluğundan beri tanıdığı Sinan’ı unutmasını söylemiyorum bile… Sinan için üzüldüm. Sinan, Eftalya’nın her kötü anında yanında oluyordu ama Eftalya için aynı şeyi söyleyemem.
Bir de ben kitabın sonunda Eftalya ve Tugay için değil, genellikle Giray, Sinan ve Nida için üzüldüm. Asıl hikayede yanan onlar oldu. Nida daha küçük bir kız çocuğuyken nelere şahit oldu…
Giray hem sevdiği kadın Defne’yi hem de ikizini kaybetti. Asıl üzülmemiz gereken karakterler Giray, Nida, Sinan’dı.
Bana kalırsa bir kitabın kötü sonla bitmesi için illa birilerinin ölmesi gerekmez.
İyi sonla bitmesi için de illa evli, çocuklu yazmak da gerekmez bence.