Gönderi

Bedri Rahmi Eyüboğlu
Herkes bu şiirin ardında sadece efsanevi bir aşk olduğunu sanıyordu. Oysa o meşhur mısraların gölgesinde, derin bir sessizliğin gömülü olduğu büyük bir yıkım vardı... Bedri Rahmi Eyüboğlu, “Karadutum, çatal karam, çingenem” diye başlayan o unutulmaz şiiri, asistanı Mari Gerekmezyan’a olan kavurucu aşkıyla yazmıştı. Ancak 1949’da Büyük Kulüp’te bu şiiri gözyaşları içinde okurken, hemen yanı başında bir kişi daha oturuyordu: Eşi Eren Eyüboğlu. Kocası, başka bir kadına yazdığı dizeleri hıçkırıklarla haykırırken, Eren Eyüboğlu’nun yüreğine sanki kızgın bir ütü yapışmıştı. Ancak o, oğlunun hayatı kararmasın diye dişini sıktı ve o gece yalnızca sessizce gözyaşı döktü. Yıllar sonra bu acıyı eşine şu sözlerle itiraf etti: “O gece… Senin seneler sonra bile olsa yanıp tutuştuğunu anlamıştım! Ruhunun çektiği acıları Allah dindirsin.” Peki, bu asalet mi yoksa sonsuz bir keder miydi? Bir kadının sabrı, kocasının başka bir kadına duyduğu devasa yasa ne kadar dayanabilir? Eren Eyüboğlu’nun hikayesi, aşkın ve ihanetin en karmaşık sınavını gözler önüne seriyor. Siz ne düşünüyorsunuz? Bu fedakarlık mı yoksa kabulleniş mi? Yorumlara bekliyorum! #ereneyüboğlu #bedrirahmi #karadutum #marigerekmezyan #yasakaşk #edebiyat #tarih #aşk #ihanet #fedakarlık #şiir #sanat #sessizçığlık
1000Kitap
·
36 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.