Halil Cibran'ın Ermiş kitabını okumadan devamı niteliğindeki Ermişin Bahçesi kitabını okumakla hata mı ettim bilmiyorum. Bu eserde El Mustafa'nın 12 yılını geçirdiği Orphalese kentinden ayrılarak anne ve babasının ebedi uykusuna daldığı bahçeye dönüşüyle uzun süredir gelişini bekleyen müritlerine öğütler verdiğini okuyoruz. Her ne kadar felsefi derinliği olan önemli bir klasik kabul edilse de ne yazık ki bende beklenen etkiyi yaratmadı ve okurken oldukça sıkıldım. Herkesin "mutlaka okunmalı" ve "aşırı akıcı" şeklindeki genel kanaatinin aksine, hepi topu 40 sayfalık bu kısa metni dahi sırf bitirmiş olmak için okudum ve o meşhur akıcılığı kendi okuma deneyimimde hiçbir şekilde bulamadım. Bu kadar soyut ve didaktik bir üslubun içine girememek yazara karşı bir önyargı oluştururken, eserin edebi değerine rağmen bende sadece büyük bir sıkılmışlık hissi bırakması, başka kitaplarını okuyup okumama konusunda beni kararsızlığa itti.