Bahçıvan ve Ölüm, Gospodinov’un babasının ölümüne dair kaleme aldığı, sade diline ve basit anlatımına rağmen oldukça çarpıcı bir eser. Bu eser, vefat edene dair bir bellek çalışması olduğu kadar, yazarın kendisine yönelik, onun için değerli olan birinin/babasının kaybından sonra hayatta kalışını anlamlandırmasına dair bir çabanın da ifadesi.
Bahçıvan ve Ölüm, ölümün yalnızca biyolojik bir son değil, aynı zamanda hafıza, anlatı, varlık ve zaman üzerine felsefi bir mesele olduğunu hatırlatan çarpıcı bir metin olarak karşımıza çıkıyor. Yazar, babasının hastalığını ve ölümünü anlatırken, yalnızca otobiyografik bir yas kaydına değil; insanın kendi sonluluğunu anlamlandırma çabasına açılan geniş bir düşünsel alana da ışık tutuyor.
Kitap “Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.” cümlesi ile başlayarak daha girişte bütün metinde yaratılan duygusal evreni tanımlıyor.Roman, bir babanın ölümüne yazılmış uzun bir ağıt olarak algılanmaktansa insanın hayatla, bedenle, zamanla ve hafızayla kurduğu kırılgan ilişki üzerine bir meditasyon olarak da kabul edilebilir.Georgi Gospodinov’un Bahçıvan ve Ölüm kitabı yazarın babasının hastalığı ve ölümü etrafında şekillenen, derin bir yas ve yüzleşme anlatısıdır. Kitap bir yandan yazarın kişisel hatıralarından parçalar sunarken bir yandan da ölümün doğasına dair felsefi bir düşünme alanı açıyor.Hikâye, yazarın bahçıvan olan babasının kanser teşhisi almasıyla başlar. Hastalık ilerledikçe baba giderek zayıflar; yürüyemez, konuşamaz, yemek yiyemez hâle gelir. Gospodinov, babasının bedenindeki bu çözülmeyi tıbbi raporlar, epikrizler, doktor notları ve günlük gözlemlerle iç içe aktarır.
Baba için en büyük sığınak, her zaman olduğu gibi bahçedir. Toprak, çiçekler, lale ve soğanlar yaşamın döngüsünü hatırlatır. Baba da bu döngünün içinde kendi sonunu hisseder. Oğul ise bahçeyi ve babanın anlattığı yaşam hikâyelerini bir hafıza kütüphanesine kaydeder.Sonunda baba ölür; fakat bahçesi, sözleri, kokular, meyveler ve küçük aile hikâyeleri yaşamaya devam eder. Gospodinov, babasının ölümünden sonra yazıya tutunarak hem onun ölümünü hem kendi yasını anlamlandırmaya çalışır.
Kitap, ölümün yalnızca bir son olmadığını; aynı zamanda bir ilişki, bir hatırlama ve bir sorumluluk biçimi olduğunu anlatır. Metin sona doğru gittikçe daha yoğun hissedilen sessiz, hüzünlü ve çarpıcı bir baba-oğul vedasıdır.
Bahçe roman boyunca iki anlam taşır:
Yaşamın üretici gücü
Çiçek, lale, şakayık, üzüm, elma... Doğru zamanda doğru bakımla açan yaşayan bir dünya.
Ölümün sessiz kabulü
Toprak hem besleyen hem çürütendir. Döngü sessizce kabul edilir.
Bahçe, yaşam ile ölüm arasındaki hayat döngüsünün görünür hâlidir. Büyümenin bir parçası da çürümek olup, yeni bir büyüme döngüsüne geçebilmenin ön koşulu da önce çürümektir.
Babanın bahçeye gömdüğü soğanlar, aslında insanın kendi bedenini toprağa hazırlama biçiminin bir metaforu kabul edilebilir.
Hayat akıp giderken bize kalan anılardır. Hiç ummadığımız bir anda, algımızda beliren herhangi bir şey, anılarımızın sadık bir taşıyıcısı haline dönüşebilir. Tıpkı Gospodinov’un bir nane yaprağında geçmişin semalarında süzüldüğü gibi. Bellek, kimi zaman Pamuk’un eserindeki gibi bir müzeye dönüşür: Gidene, artık olmayana dair bir anılar, mekanlar ve nesneler müzesi. Bu müze ilişkilerle örülmüş bir dünyadır. Bu dünyanın öznesi bir gün artık var olmadığında geriye yalnızca bu ilişkilerden doğan anılar ve anlamlar kalır. Bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde hala var olduğumuz söylenebilir mi?
Neredeyse her romanında otobiyografik unsurlara yer verse de, yazarın en kişisel romanı bu şüphesiz. Ölümün ve yasın biricik olduğu ölçüde evrensel de olduğunu hatırlattığı, pek çok yeri çok tanıdık geldiği için belki, benim üzerimde tuhaf bir yatıştırıcı etkisi oldu bu kitabın. Babasının sık sık söylediği “korkacak bir şey yok” cümlesi gibi; “korkacak bir şey yok, bunu hepimiz deneyimliyoruz” diye hissederek okudum.
Bu roman, bize ölümü sevmeyi değil, onu düşünmeyi öğretir.
Ölüm, hayatın boşluğunu değil, anlamını açığa çıkarır.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,2bin okunma