7/10
·480 syf.··
2026 48. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 07:45
“Tam 51 yıl, 9 ay, 4 gün süren bir bekleyiş… Bir aşkın zamanla yarışmadığı, zamanın bizzat kendisine dönüştüğü bir hikâye.” Gabriel Garcia Marquez'in Kolera Günlerinde Aşk romanı, ilk bakışta büyük ve efsanevi bir aşk anlatısı gibi görünse de, aslında aşkın farklı halleri, çelişkileri ve insan doğasının zayıflıkları üzerine kurulu çok katmanlı bir hikâye. Genç yaşta birbirine âşık olan Florentino Ariza ve Fermina Daza, hayatın gerçekleriyle yolları ayırılır. Fermina, daha güvenli ve toplumsal olarak kabul gören bir seçim yaparak Juvenal Urbino ile evlenir. Urbino, düzenli, saygın ve akılcı bir doktordur. Florentino ise Fermina’ya olan aşkını yıllar boyunca kalbinde taşır. Ama bu aşk, beklenenin aksine saf bir sadakatten ziyade oldukça karmaşık bir biçimde varlığını sürdürür. Yıllar geçer, hayatlar yaşanır, hatalar yapılır ve nihayetinde Urbino’nun ölümünden sonra Florentino, yarım asrı aşan bekleyişinin ardından yeniden Fermina’nın karşısına çıkar. Florentino'nun bu bekleyişi bir aşk mı yoksa bir takıntı mıdır? Romanın en tartışmalı noktası tam da burada başlar. Florentino’nun sadakati aslında oldukça problemli. Fermina’ya duygusal olarak bağlı kalırken, hayatı boyunca yüzlerce kadınla (romanda yaklaşık 622 ilişki olduğu ima edilir) birlikte olması, bu aşkın ne kadar gerçek olduğu sorusunu doğuruyor. Bu aşk bana pek inandırıcı gelmedi. Florentino’nun aşkı, romantik olmaktan çok takıntılı ve hatta yer yer bencil bir bağlılık gibiydi. Kalbi Fermina’da olabilir ama yaşam biçimi bu duyguyu çok zayıflattı. Hikayedeki en insani karakter bence Juvenal Urbino'ydu. Kusurlu, zaman zaman sadakatsiz, ama yaptığı şeylerin farkında olan, içsel çatışma yaşayan biriydi. Onun evlilik içindeki hataları ve suçluluk hissi, karakteri daha gerçek kıldı benim gözümde. Özellikle ölümünün ironisi çok çarpıcıydı. Hayatı boyunca hastalıklardan, düzensizlikten ve ölümden kaçmaya çalışan bir adamın, son derece sıradan bir kazayla ölmesi. Bu, Márquez’in kader ve insan kontrolü üzerine ince bir göndermesi gibiydi. Fermina Daza'ya gelecek olursa Florentino'ya duyduğu şey aşk mıydı tam emin değilim. Duyguları net değil. Florentino’ya gençlikte duyulan romantik bir heyecan, Urbino’ya karşı ise daha çok mantık ve güven temelli bir bağlılık temelli yaklaştığını söyleyebilirim. Bu yüzden Fermina’nın aşkı, büyük bir tutkudan ziyade koşulların ve zamanın şekillendirdiği bir seçim gibi hissettirdi bana. Bu roman, klasik bir “büyük aşk hikâyesi” değil. Daha çok aşkın idealize edilmiş haliyle, gerçek hayattaki çelişkileri arasındaki farkı göstermek üzerine yazılmış gibi. Ayrıca hiçbir karakteri tam kendimize yakın görmememiz aslında bilinçli bir tercih gibi. Çünkü Márquez, kusursuz aşıkları değil, kusurlu insanları anlatmış bize. “Kolera Günlerinde Aşk”, aşkın yüceltilmiş bir masal olmadığını; zaman, yalnızlık, alışkanlık ve hatta takıntıyla iç içe geçmiş karmaşık bir duygu olduğunu hatırlatıyor ve şu çarpıcı soruyu geride bırakıyor; "Yarım asır süren bir bekleyiş gerçekten aşk mı, yoksa vazgeçememe hali mi?"
Edebiyat
Kolera Günlerinde AşkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202511,2bin okunma
·
180 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.