Puan vermedi·224 syf.····Okunma: 10 Nisan 2026 20:39 Oruç Aruoba’nın Yürüme’sini okumak, benim için bir kitaba başlamaktan ziyade kendi içime doğru bir yolculuğa çıkmak gibiydi. Tıpkı "De ki işte" eserinde olduğu gibi Aruoba’nın o kendine has, sanki her kelimeyi bir kuyumcu titizliğiyle yerleştirdiği üslubu beni zaman zaman yorsa ve kendimi aptal gibi hissetmemi sağlasa da yürümek eyleminin sadece bir fiziksel hareket değil, bir düşünme biçimi olduğunu anladım.
Kitabı elimden bıraktığımda şunu düşündüm: Biz aslında bir yere varmak için değil, durduğumuz yerin ağırlığından kurtulmak için yürüyoruz. Aruoba, "Yürümek, kişinin kendi boşluğuyla karşılaşmasıdır," derken sanki tam kalbimdeki o isimsiz sıkıntıya parmak basmış. Bir yere gitme telaşından kurtulup sadece o adım atma anına odaklandığımda, insanın en çok da kendinden uzağa gitmek istediğini, ama her adımda yine kendisine döndüğünü gördüm.
Eğer hayatı sadece bir durak ve sonuç odaklı yaşıyorsak, yürümek bizim için sadece bir araçtır. Ama Aruoba’nın penceresinden bakınca, yürümek bir yaşam felsefesi haline geliyor. Kendi iç sesimi dinlemem için bana sessiz bir alan açtı bu kitap. Karmaşadan uzak, duru ama bir o kadar da derin. (Bazen de anlamakta zorlandığım) Kısacası, kendimi bulmak (veya belki de kaybetmek) istediğim anlarda dönüp tekrar tekrar okuyacağım bir başucu eseri oldu benim için gönülden tavsiyedir.