·210 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Nisan 2026 11:13 Oldukça sürükleyici bir romandı. Kitabı elimden bırakıp olay örgüsünden ayrılmak istemedim. Kitap, gezgin birisinin köy köy dolaşırken öküzünü otlatmakta olan bir kişinin yaşam hikâyesini anlatmasıyla başlıyor.
Ana karakter Fugui, aslında başından beri öfke hissettiğim bir karakter oldu. Kendi büyüdüğü ailesinden de bahsettiği zaman, onun da korku kültürü ile büyüyen bir insan olduğunu anlıyoruz ve ne yazık ki bu durum nesilden nesile aktarılmış. Aslında kendi ailesininin farkındalığına rağmen çocuklarını yine bu korku kültürüyle büyütmesi ve kendisinin başaramadıklarını oğlunun başarmasını istemesi de bunun bir göstergesi. Zaten kitabın başında da kendi babasının, kendisinin başaramadıklarını ondan istediğini söylerken, kendisi de aynısını oğlu için yaptı ve tek başarının okuldaki derslerden ibaret olduğunu düşündü.
Özellikle oğlunun kuzulara olan o saf sevgisi ve koşu yarışmasına katıldığında ayakkabılarının batmasından korktuğu için yalın ayak yarışması oldukça etkileyiciydi. Sevginin bir nedene bağlanmasından ziyade, olduğu gibi kişiyi kabul edip sevmek ne büyük bir lütuf.
Aslında kesinlikle çocuklarını seviyor ama sevginin söylenmesi ve gösterilmesi gerektiğini Fugui ne yazık ki bilmiyor. Onlara olan sevgisini daha çok, onları kaybetme korkusu yaşadığında gösteriyor.
Fugui, tüm yaşamı boyunca en çok değer vermesi gereken kişilerin kendi ailesi olduğunu unutup kendi nefsi zevklerine ve dışarıdaki insanlara yönelmesi, aslında onun hayatını mahveden en önemli şeydi. Ancak yaş aldıkça, sanırım hatasını biraz da olsa anlıyor ve değer göstermesi gereken kişiye, öncelikle eşine bunu gösterdiğini görüyoruz.
Kadın o kadar verici bir kadın ki bu durumdan hiç şikâyet etmiyor ve son nefesine kadar fedakârlık yapmaya devam ediyor. Fugui en başından beri ailesine değer veren bir adam olsaydı, eşi ve iki çocuğuyla birlikte çok güzel bir hayatı olacağını düşünüyorum. Ancak dediğim gibi, belki de Fugui kendi ailesinden miras olarak aldığı yaşam şeklini değiştirememiş ve bu zinciri kıramamış olabilir.
Gerçekten ardı ardına çok ağır ve çok yaralayıcı şeyler yaşıyor. Buna rağmen hep tutunacak bir şey bulup yaşamına devam etmesi etkileyici. Bir işi bitirdikten sonra hemen diğer işe koyulmanın önemi, belki de onu bu hayata bağladı. Yani insan hayatta her zaman tutunacak bir sebep arıyor ve Fugui, tüm ailesini kaybettikten sonra geçmişini ve geleceğini bir öküze bağlayıp yaşlılığını bu şekilde geçiriyor.