Bu eseri okurken sanki bir konağın içinde değil de, bir devrin kırılma anının tam ortasında dolaşıyormuşum gibi hissettim. Yakup Kadri Karaosmanoğlu öyle bir anlatmış ki; sadece karakterleri değil, zihniyetleri de konuşturuyor.
Dil sade ama derin. Bazı cümlelerde durup tekrar okuma ihtiyacı hissettim. Çünkü sadece hikâye anlatmıyor, bir ruh hâlini de aktarıyor. Özellikle kuşaklar arası kopuş o kadar gerçekçi ki, bugün bile aynı şeylerin yaşandığını fark edince insan biraz iç çekiyor.
Benim için bu kitap, sadece bir roman değil; bir aynaydı. Geçmişe bakarken bugünü de gösteren bir ayna… Okudukça şunu düşündüm: Değişmek kaçınılmaz ama köksüzleşmek de bir o kadar tehlikeli.