Puan vermedi·425 syf.··Beğendi
· "Bir sabah uyanıyorsun ve bildiğin her şey gitmiş... "
@uuslu.serkann kitabı #gidemeyiş te David'in hikayesi tam olarak böyle başlıyor....
David, aslında kelimelerin efendisi yani bir yazar. Kendi kabuğunda, ailesiyle o huzurlu, sessiz hayatını yaşayan biri. Ama bir sabah, o sessizlik korkunç bir haberle parçalanıyor: Ailesini bir trafik kazasında kaybediyor. Bir yazar için en büyük boşluk kelimelerin bittiği andır ya; işte David tam o noktada... Anılarla dolu o eve daha fazla bakamıyor ve 'gitmeliyim' diyor.
Ama bu gidiş, David’in planladığı gibi bir 'iyileşme seyahati' olarak kalmıyor. Bulgaristan’dan Türkiye’ye uzanan bu yolda David, bir yandan kalbinin küllerinden doğmasını sağlayan o aşkla tanışırken; bir yandan da yazar zihninin o durdurulamaz şüphesiyle sarsılıyor: 'Ya bu kaza bir tesadüf değilse?'
İşte hikaye burada vites yükseltiyor. David, bir yandan aşkla yaralarını sarmaya çalışırken, diğer yandan kalemi bırakıp bir dedektif gibi o karanlık geçmişin izini sürmeye başlıyor. Huzur ararken kendini gizemli cinayetlerin ve her adımı bilmecelerle dolu bir polisiye sarmalının içinde buluyor. O yazar hassasiyetiyle her detayı inceliyor ama karşılaştığı gerçekler, yazdığı hiçbir kurguya benzemiyor.
Yani Gidemeyiş, sadece bir yas hikayesi değil; içinde hem naif bir aşkı hem de 'katil kim?' dedirten o sert polisiye gerilimi barındıran tam bir ters köşe romanı.
David’in de dediği gibi; ne kadar uzağa giderseniz gidin, bavulunuzda her zaman geçmişinizi taşırsınız...