Spor dünyası bile kapitalist çıkarlarla kirlenebilir, Cehennem Canavarı bunun başarılı bir örneği. Pat Glendon, şampiyonluk şerefine nail olamamış, 'şanssız boksör' olarak nam salmış ve artık ringlerden çekilmiş emekli bir boksör. Şehir hayatından uzakta temiz bir genç olarak yetiştirdiği oğlu Genç Pat Glendon'ı profesyonel boks yapması için eski menajeri ile irtibata geçiyor. Her ne kadar Genç Pat'in arzusu taşrada kalmak olsa da babasının isteği üzerine gidiyor. Tabii herkes adı sanı olmayan bu genci hafife alıyor ve alay ediyor. Genç Pat; Shakespeare okuyan, resim sergisi gezen ve fotoğraf çeken bir boksör. İmajını zedelememek için bu bilgiyi gizliyorlar. Ama Genç Pat, sanılanın aksine rakiplerini yeniyor. Hatta namı Tek Yumruk Glendon'a çıkıyor. Zamanla ün yapıyor, boks camiasında ismi sıkça anılıyor ve Cehennem Canavarı olarak anılıyor. Lakin içeride dönen kirli oyunlar ve içten pazarlıklı hesaplar Genç Glendon'ı boksör olmaktan soğutuyor. Kendisiyle röportaj yapmak için gelen bir kadın hayatını ve amacını değiştiriyor. Pat, yalnızca rakipleriyle değil sisteme karşı çetin bir mücadele içerisine girince metnin güçlü mesajları ortaya çıkıyor. Jack London'ın boksa olan ilgisinden ilhamla kaleme aldığı Cehennem Canavarı'ndaki karakteri Pat'i, dünya hafifsıklet boks şampiyonu Bat Nelson'dan ilhamla yazmış. Daha öncesinde bu konuda Oyun adlı eserini okumuştum, bir solukta okunan, vurucu mesajları ile unutulmaz novellalarından biri Cehennem Canavarı, tavsiyemdir.