Başlangıçlar istiyorsan sonlar yaşamalısın.
Bu kitabın benim için ana fikri budur. Celaena'nın geçmişinden tamamen kurtulup asıl kimliğini tanıdığı bir geçiş kitabıydı. Başından sonuna kadar bence çok güzel kurgulanmıştı. O karakter geçişişin çok hızlı olduğunu düşünen birkaç eleştiri gördüm ama ben aksine, çok yumuşak ve olması gereken bir yavaşlıkta gerçekleştiğini düşünüyorum.
Celaena'nın kapatması gereken en kalın defter şüphesiz Arobynn'di. Bence bu süreç başından sonuna kadar çok iyi yazılmıştı. Bir karakter solarken aslında çok daha güçlü bir kadının doğuşuna şahit olduk. Lysandra'yı bu kadar seveceğimi ben de düşünmüyordum.
Aslında her karakteri artık benimsedim. Meclisin her bir üyesi artık kimliklerinin farkında ve bu da okurken ayrı bir keyif veriyor elbette. Aelin'in başına buyrukluğu her zaman beni eğlendirse de, arkasında dağ gibi duran bir meclisi olduğunu bilmek, kitap boyunca bir güven duygusunu yeşertti bende.
Çünkü insan, bazen sırtını yaslayacağı insanlar olduğunu hissetmek için de kitaplara sığınır.
Kitabın efsunlu, sanki bir efsaneyi anlatırmış gibi bir anlatım tarzı vardı. Serinin diğer kitaplarında görmediğimiz bir anlatımdı. Sanırım en çok bunu sevdim.
2026 okuma listenizde olmasını şiddetle önereceğim bir kitap.